Latin Amerika’da sağ hükümetlerin yükselişi ve sol güçlerin nüfuzunun gerilemesiyle bölgedeki güç dengeleri yeniden şekillenirken, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi siyasi ittifak ağını genişleterek, güvenlik ve ekonomik işbirliğini artırarak bölgedeki varlığını güçlendirmeye çalışıyor.
Başkentler (SANA) – Latin Amerika, sağ hükümetlerin yükselişi ve birçok ülkede sol güçlerin nüfuzunun gerilemesiyle bölgedeki güç dengelerini yeniden şekillendiren hızlı siyasi dönüşümlere sahne oluyor. Bu süreç, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, geleneksel olarak kendi “arka bahçesi” olarak gördüğü bölgedeki varlığını siyasi ittifak ağını genişleterek, güvenlik ve ekonomik işbirliğini artırarak güçlendirmeye çalıştığı bir döneme denk geliyor. Washington’ın bu hamleleri, kıtada nüfuz elde etmek için Çin ile rekabetin giderek kızıştığı bir atmosferde gerçekleşiyor.
Latin Amerika’daki birçok ülkede yapılan son seçimlerin sonuçları, bölgedeki siyasi haritanın yeniden şekillendiğinin bir göstergesi olarak öne çıkıyor. Bu durum, önümüzdeki dönemde bölgesel dengelerin belirlenmesinde, özellikle Brezilya’da yapılacak gelecek seçimlerin önemini daha da artırıyor.
Kolombiya Washington’a yeni bir müttefik kazandırdı
Fransız haber ajansı AFP’nin bugün yayımladığı analiz haberine göre, Kolombiya’daki cumhurbaşkanlığı seçimlerini sağcı aday Abelardo de la Espriella’nın kazanması, Trump’ın Latin Amerika’da kendi siyasi vizyonunu benimseyen müttefikleri çekme stratejisinde yeni bir aşamayı temsil ediyor.
Haberde, bu zaferin Washington’a, geçtiğimiz yıllarda sol hükümetlerin yükselişine sahne olan ve ardından yönünü yeniden sağa çeviren bir bölgede ek bir dayanak noktası sağladığı belirtildi. Ajans, Trump’ın bölgedeki bazı muhafazakar adaylara desteğini gizlemediğini; Kolombiya, Arjantin, Ekvador ve Honduras’taki seçimlerde görüldüğü gibi, yardımları azaltma veya ikili ilişkileri gözden geçirme gibi siyasi ve ekonomik baskı araçlarını zaman zaman kullandığını hatırlattı.
Washington ittifak ağını genişletiyor
AFP’ye göre, şu anda Washington’a yakın hükümetlerin listesi giderek uzuyor. Bu ülkeler arasında Javier Milei liderliğindeki Arjantin, Nayib Bukele liderliğindeki El Salvador, Ekvador, Kosta Rika, Paraguay ve Dominik Cumhuriyeti yer alıyor. Ayrıca Panama da özellikle güvenlik alanında ve Çin nüfuzunun sınırlandırılmasında ABD ile işbirliğini güçlendirmiş durumda.
Bu hükümetlerin iç öncelikleri farklılık gösterse de göçle mücadele, organize suçlara karşı politikaların sertleştirilmesi, Washington ile güvenlik işbirliğinin genişletilmesi ve ABD yatırımlarına daha açık ekonomik politikaların benimsenmesi gibi temel dosyalarda ortak hareket ettikleri belirtiliyor.
ABD’nin hesaplarındaki aktör: Çin
Reuters’ın aktardığı analist görüşlerine göre, ABD’nin Latin Amerika’daki hamleleri, Çin ile yaşanan küresel stratejik rekabetten bağımsız değil. Çin, son yirmi yılda birçok Güney Amerika ekonomisinin birinci ticari ortağı haline gelmiş; altyapı, energy, madencilik (özellikle lityum, bakır ve nadir toprak elementleri) sektörlerindeki yatırımlarını genişletmişti.
Bloomberg ise Washington’ın artık bölgeyi Pekin ile yaşanan ana jeopolitik rekabet alanlarından biri olarak gördüğünü yazdı. Habere göre ABD; ekonomik ortaklıkları güçlendirerek, Amerikan şirketlerini yatırıma teşvik ederek, enerji ile tedarik zincirleri alanındaki işbirliklerini büyüterek ve buna paralel olarak güvenlik ve askeri ortaklıkları genişleterek bölgedeki nüfuzunu geri kazanmayı hedefliyor.
Güvenlik ve göç ilk sırada
AFP, organize suçlarla ve düzensiz göçle mücadelenin, bölgedeki yeni muhafazakar hükümetlerin en önemli ortak paydalarından biri haline geldiğine dikkat çekti. Bu hükümetler, çetelerle ve uyuşturucu kaçakçılığı ağlarıyla mücadelede, bazı yönleriyle El Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’nin uyguladığı yöntemlerden ilham alan daha katı politikalar benimsiyor.
Çetelerin nüfuzunun artması ve ekonomik koşulların kötüleşmesi, muhafazakar akımlara yönelik halk desteğini artırdı. Sol hükümetler, ekonomik büyümenin yavaşlaması ve hammadde fiyatlarının düşmesiyle birlikte, geçmişteki refah dönemlerine kıyasla sosyal programlarını sürdürmekte zorluklar yaşamıştı.
En önemli sınav: Brezilya ve Küba
AFP’ye göre, Latin Amerika’nın en büyük ekonomisinde siyasi dengeleri yeniden değiştirebilecek cumhurbaşkanlığı seçimleri yaklaşırken, Washington’ın gözü kulağı Brezilya’da olacak. Küba ise son yıllarda gerçekleştirdiği ekonomik reformlara rağmen, iki ülke arasındaki kalıcı siyasi anlaşmazlıklar nedeniyle ABD ittifak çemberinin dışında kalmaya devam ediyor.
Gözlemciler, Brezilya’daki gelecek seçim sonuçlarının yanı sıra Peru ve diğer ülkelerdeki gelişmelerin, muhafazakar hükümetlerin yükseliş dalgasının devam edip etmeyeceğini ya da bölgenin sağ ve sol arasında yeni bir denge döngüsüne girip girmeyeceğini belirlemede kritik bir faktör olacağını ifade ediyor.
Siyasetin ötesine geçen dönüşümler
Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Ekonomik Komisyonu (ECLAC) verileri; ekonomik büyümedeki yavaşlama, yüksek kamu borçları, devam eden sosyal eşitsizlik ve tırmanan organize suçların, bölgedeki many ülkede seçmen eğilimini etkileyen ve siyasi haritayı yeniden şekillendiren temel faktörler olduğunu gösteriyor.
Uluslararası haber ajanslarının raporlarına göre, Latin Amerika’da yaşanan dönüşümler artık sadece hükümet değişiklikleriyle sınırlı değil. Bu durum, ABD ile Çin arasındaki rekabetin kızıştığı bir dönemde daha geniş bir jeopolitik yeniden konumlanmayı yansıtıyor. Bu da bölgeyi, önümüzdeki yıllarda küresel siyaset ve ekonomi denklemlerinde giderek daha önemli bir rol oynamaya aday hale getiriyor.
V.K / İ.K