ABD ile İran arasında imzalanan mutabakatın ardından nükleer denetimler, Hürmüz Boğazı ve dondurulmuş varlıklar konusunda görüş ayrılıkları sürüyor.
Başkentler (SANA) – ABD ile İran arasında savaşın sona erdirilmesi ve geniş kapsamlı müzakerelerin önünü açması hedeflenen mutabakatın üzerinden günler geçmesine rağmen, iki ülke arasındaki temel ihtilaflar varlığını sürdürüyor.
Nükleer denetim tartışma konusu
En önemli tartışma başlıklarından biri İran’daki nükleer tesislerin denetim mekanizması oldu. ABD Başkanı Donald Trump, Fox News’e yaptığı açıklamada, Amerikan denetçilerin Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ekiplerine katılarak İran’daki nükleer tesisleri denetleyeceğini belirtti.
Trump, Tahran’ın bu duruma onay verdiğini ifade etti ancak denetimlerin ne zaman başlayacağına ilişkin tarih vermedi.
UAEA Genel Direktörü Rafael Grossi ise İran’daki denetimlerin “kaçınılmaz” olduğunu vurgulayarak, yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum faaliyetlerinin ajans gözetiminde olacağını söyledi.
İran ise ABD’nin açıklamalarını reddederek, nükleer tesislere erişimin yalnızca yaptırımların kaldırılmasına yönelik nihai bir anlaşma çerçevesinde mümkün olacağını bildirdi.
Hürmüz Boğazı anlaşma ve ihtilaf arasında
Hürmüz Boğazı’na ilişkin gelişmeler de taraflar arasında gerilimi artırıyor. Trump, İran’ın boğazdan geçen gemilerden herhangi bir ücret talep etmeyeceğini ABD’ye bildirdiğini ve aksi durumda müzakerelerin sona ereceğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da uluslararası su yollarında ücretlendirmeye karşı olduklarını açıkladı.
Buna karşın bölgeden gelen diplomatik kaynaklar, İran ile bazı Körfez ülkeleri arasında Hürmüz Boğazı’nın yönetimine ilişkin görüşmeler yapıldığını aktardı.
Öte yandan Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), gemilerin yeni plan kapsamında Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmaya başladığını duyurdu.
Reuters’ın aktardığı gemi takip verilerine göre en az 35 ticari gemi boğaza giriş yapmak üzereydi. Kpler verilerine göre ise 25 gemi bir gün içinde geçiş yaptı.
IMO ayrıca, savaş sürecinde Körfez’de mahsur kalan 11 binden fazla denizcinin tahliyesi için çalışmalar yürüttüğünü açıkladı.
Ticari hareketlilikte kademeli dönüş
Ticari hareketlilikte kademeli bir toparlanma yaşanıyor. Uluslararası Denizcilik Örgütü, gemilerin yeni plan kapsamında Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmaya başladığını açıkladı.
Reuters’ın aktardığı gemi takip verilerine göre en az 35 ticari gemi boğaza giriş yaparken, Kpler verileri bir gün içinde 25 geminin geçiş yaptığını ortaya koydu.
Dondurulmuş varlıklar denetim altında
Dondurulmuş İran varlıkları konusunda da taraflar arasında farklı görüşler bulunuyor. ABD, serbest bırakılacak fonların yalnızca belirli Amerikan ürünlerinin alımında kullanılacağını belirtirken, İran söz konusu varlıklar üzerinde tasarruf yetkisinin kendisinde olduğunu savunuyor.
ABD Başkanı Donald Trump, ABD’nin İran’a doğrudan herhangi bir para vermediğini ve serbest bırakılacak fonların yalnızca gıda ve tarım ürünleri gibi Amerikan mallarının alımında kullanılacağını ifade etti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent de söz konusu fonların kullanımının doğrudan Hazine tarafından denetleneceğini açıkladı.
İranlı yetkililer ise 12 milyar dolarlık dondurulmuş varlığın serbest bırakılmasına yönelik mutabakata varıldığını ve bu kaynakların kullanımına Tahran’ın karar vereceğini belirtti.
Bu durum, ABD içinde özellikle bazı Cumhuriyetçiler tarafından eleştirilirken, anlaşmanın İran’a geçici tavizler sağladığı yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi.
Yeni müzakereler ve gelecek aşama için sınav
Bu gelişmeler ışığında, Pakistan ve Katar’ın arabuluculuğunda yürütülen süreç kapsamında ABD ile İran arasındaki teknik görüşmelerin önümüzdeki hafta yeniden başlaması planlanıyor.
Görüşmelerin 60 günlük bir yol haritası çerçevesinde yürütülerek nihai bir anlaşmaya zemin hazırlaması hedefleniyor.
Tüm bu başlıklarda devam eden anlaşmazlıklara rağmen, müzakerelerin yeniden başlaması, deniz trafiğinde toparlanma ve petrol fiyatlarındaki gerileme gibi gelişmeler, tarafların diplomatik süreci sürdürme isteğini ortaya koyuyor.
Ancak temel konulardaki ihtilafların, kapsamlı ve kalıcı bir anlaşmaya ulaşılmasını zorlaştırdığı değerlendiriliyor.
M.M