Artan küresel savunma harcamaları ve değişen jeopolitik dengeler, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatını hızla artırarak küresel silah pazarındaki konumunu güçlendiriyor.
Ankara (SANA) – Küresel jeopolitik değişimlerin hız kazanması ve askeri harcamaların artmasıyla birlikte Türkiye, savunma sanayii sektöründeki yatırımlarını kullanarak küresel silah pazarındaki konumunu güçlendiriyor. Özellikle Avrupa ve diğer bölgelerde askeri teçhizat talebinin artması Türkiye için fırsatlar yaratıyor.
İthalatçıdan önemli bir ihracatçıya
Türkiye son yıllarda silahları büyük ölçüde ithal eden bir ülkeden, başta insansız hava araçları, mühimmat ve çeşitli silah sistemleri olmak üzere önemli bir ihracatçı konumuna geldi.
Türk savunma sanayii bugün Asya, Afrika, Basra Körfezi ve Avrupa’nın bazı bölgelerinde yaklaşık 40 ülkeye ürün sağlıyor. Türkiye, ürünlerini bazı uluslararası rakiplere kıyasla daha uygun maliyetle ve daha esnek şekilde sunabiliyor.
Reuters’in haberine göre, Türkiye’nin savunma sanayii ihracatı 2021’de yaklaşık 3 milyar dolardan geçen yıl 10 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde Avrupa ve ABD’ye yapılan ihracat ise 5,6 milyar dolara ulaştı.
Bati pazarında fırsatlar ve gelişim hedefleri
Ukrayna savaşı ve ABD güvenlik şemsiyesinin geleceğine dair artan şüpheler, birçok Avrupa ülkesini savunma kapasitelerini güçlendirmeye ve yeni sanayi ortakları aramaya yöneltti.
Hudson Enstitüsü araştırmacısı Dr. Can Kasapoğlu, Türk savunma sanayiinin özellikle insansız hava araçları ihracatında “büyük bir sıçrama” kaydettiğini belirtiyor.
Kasapoğlu, modern savaşların sadece en gelişmiş silah sistemlerine değil, güçlü ve sürdürülebilir bir sanayi altyapısına dayandığını ve Türkiye’nin bu alanda güvenilirlik kazandığını ifade etti. Bu bağlamda Reuters’in aktardığına göre, Türkiye dünya genelinde silahlı insansız hava araçlarının yaklaşık %65’ini sağlıyor ve aynı zamanda önemli bir mühimmat ihracatçısı konumunda. Ayrıca gelişmiş fırkateynler, uçak gemileri, hava savunma sistemleri ve zırhlı araçlar üretmeyi planlıyor.
Reuters’in aktardığına göre, Türkiye önümüzdeki iki yıl içinde savunma ihracatını iki katına çıkarmayı hedefliyor. Bu adım, gelirleri artırarak daha fazla araştırma ve geliştirme projesini finanse etmeye olanak sağlayacak. Ayrıca Türk şirketleri, yerli kapasiteye daha fazla bağımlılık sağlama çabaları kapsamında insansız hava araçları, savaş gemileri, hava savunma sistemleri, zırhlı araçlar ve savaş uçakları gibi çeşitli savunma sistemlerini geliştirmeye devam ediyor.
Siyasi engeller ve avrupa zorlukları
Buna rağmen, Türk savunma sanayii bazı siyasi ve idari kısıtlamalarla, ayrıca Ankara ile bazı Avrupa başkentleri arasındaki bölgesel ve politik anlaşmazlıklarla karşı karşıya. Ancak son yıllarda Türk şirketleri Avrupa ülkeleriyle çeşitli anlaşmalar ve ortaklıklar yapmayı başardı, bu da Batı pazarındaki varlıklarını güçlendirdiğini gösteriyor.
Artan askeri harcamalar yeni fırsatlar sunuyor
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü verilerine göre, küresel askeri harcamalar son beş yılda %24 artarak yaklaşık 2,9 trilyon dolara yaklaştı. Avrupa’daki savunma harcamaları ise %75 oranında yükseldi.
Analistler, bu gelişmelerin Türkiye için savunma ihracatını artırma ve sanayi ile askeri işbirliğini genişletme açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirtiyor. Ancak bunun için siyasi engellerin aşılması ve küresel pazarlarda artan askeri teçhizat talebinden yararlanılması gerekiyor.
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 5 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, Türk savunma sanayiinin “dünya genelinde ilgi, güven ve tercih gördüğünü” belirterek, Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayinde önde gelen ülkeler arasına katıldığını vurgulamıştı.
Ö.E/ Y.H