Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in işgal altındaki Kudüs’ün kuzeybatısında yaklaşık 110 dönümlük araziye el koymasını uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirdi.
İşgal Altındaki Kudüs (SANA) – Filistin Dışişleri Bakanlığı, Salı günü İsrail işgal makamlarının, işgal altındaki Kudüs’ün kuzeybatısındaki Nabi Samvel köyü ile Beyt Eksa topraklarını çevreleyen yaklaşık 109,79 dönümlük araziye “arkeolojik alanların geliştirilmesi ve korunması” bahanesiyle el koymasını kınadı.
WAFA haber ajansının aktardığına göre Bakanlık, söz konusu kararın Filistin coğrafyası ve demografisini hedef alan sistematik politikaların bir parçası olduğunu belirtti.
Kudüs’ün Yahudileştirilmesi uyarısı
Bakanlık açıklamasında, İsrail’in işgal altındaki Kudüs’ü doğal çevresinden izole etmeyi, şehrin tarihi Filistin kimliğini ortadan kaldırmayı ve Yahudileştirme politikalarını sürdürmeyi amaçladığı ifade edildi.
Açıklamada, bu adımın idari bir işlem veya kalkınma projesi değil, zorla toprak gaspı olduğu ve uluslararası hukuk ile Birleşmiş Milletler kararlarının açık ihlalini oluşturduğu vurgulandı.
Bakanlık ayrıca, kamu yararı ve arkeolojik alanlar bahanesiyle sahada yeni gerçeklikler dayatılmasına karşı uyarıda bulundu.
Uluslararası topluma çağrı
Filistin Dışişleri Bakanlığı, İsrail’in Kudüs veya Filistin topraklarının herhangi bir bölümü üzerinde egemenliğinin bulunmadığını belirterek, bu kapsamda alınan tüm önlemlerin “geçersiz ve hukuki etkiden yoksun” olduğunu ifade etti.
Bakanlık, uluslararası toplum ve Birleşmiş Milletler’e, toprak gaspı ve ilhak politikalarını durdurmak için pratik ve bağlayıcı adımlar atılması, hesap verebilirlik mekanizmalarının oluşturulması ve Kudüs’ün tarihi mirasının korunması çağrısında bulundu.
Açıklamada, İsrail işgal makamlarının uluslararası hukuku ihlal ederek Filistin toprakları ve evlerine el koymayı sürdürdüğü, özellikle Kudüs’te daha fazla alanı Yahudileştirmeyi hedeflediği kaydedildi.
Bu politikalarla İsrail’in, kentin tarihi Arap karakterini ve demografik yapısını değiştirmeyi, daha fazla Filistin toprağını ilhak etmeyi ve bağımsız, egemen bir Filistin devletinin kurulması ihtimalini zayıflatmayı amaçladığı ifade edildi.