ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve çatışmaların durdurulmasını içeren geçici bir anlaşmaya yönelik diplomatik temaslar hız kazandı. Nükleer dosya üzerindeki anlaşmazlık sürerken, İsrail anlaşmadan endişe duyuyor, Batılı ülkeler ise bölgede güvenlik hazırlıklarını artırıyor.
Başkentler (SANA) – ABD ile İran arasında yürütülen yoğun diplomatik temasların, Amerikan-İsrail-İran gerilimini sona erdirebilecek ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden uluslararası deniz trafiğine açabilecek kapsamlı bir anlaşmaya doğru ilerlediği belirtiliyor. Sürece ilişkin gelişmeler İsrail’de endişeyle takip edilirken, dünya kamuoyu olası anlaşmanın enerji piyasaları ve bölgesel güvenlik üzerindeki etkilerine odaklanmış durumda.
Diplomatik temaslar hız kazandı
Son saatlerde hız kazanan diplomatik temaslar kapsamında ABD Başkanı Donald Trump, İran ile mutabakat zaptına yönelik müzakerelerde “önemli mesafe kat edildiğini” açıkladı. Trump, “Truth Social” platformundaki paylaşımında, anlaşmanın nihai detaylarının halen müzakere edildiğini ve kısa süre içinde kamuoyuna duyurulacağını ifade etti.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Körfez ülkeleriyle koordinasyon içinde son 48 saat içerisinde “büyük ilerleme” sağlandığını belirterek, Hürmüz Boğazı konusunda yakında “olumlu haberler” gelebileceğini söyledi.
ABD merkezli “Axios” sitesine göre önerilen anlaşma, ateşkesin 60 gün süreyle uzatılmasını, Hürmüz Boğazı’nın ücret alınmaksızın yeniden deniz ulaşımına açılmasını ve İran’ın petrol ihracatına izin verilmesini içeriyor. Anlaşma kapsamında ayrıca İran’ın nükleer programına ilişkin yeni bir müzakere sürecinin başlatılması öngörülüyor.
“New York Times” gazetesi ise Washington yönetiminin, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum dosyasının anlaşmanın ilk aşamasına dahil edilmesi yönünde baskı yaptığını yazdı.
Yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum anlaşmazlığı sürüyor
Yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum meselesi, taraflar arasındaki en önemli anlaşmazlık başlığı olarak öne çıkıyor. Reuters ajansına konuşan üst düzey bir İranlı kaynak, Tahran yönetiminin zenginleştirilmiş uranyum stokunu teslim etmeyi kabul etmediğini ve nükleer dosyanın “ön mutabakatın bir parçası olmadığını” söyledi.
Buna karşılık New York Times, ABD’li yetkililerin İran’ın yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumdan vazgeçmesini olası bir anlaşmanın temel şartı olarak gördüğünü aktardı. Gazete ayrıca, geçmişte İran’ın İsfahan’daki nükleer tesislerine yönelik askeri seçeneklerin de değerlendirildiğini yazdı.
Pakistan ve Körfez ülkelerinden arabuluculuk girişimi
Öte yandan Pakistan ile Körfez ülkelerinin yürüttüğü arabuluculuk girişimleri de müzakerelerde önemli rol oynuyor. Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, ABD ile İran arasındaki görüşmelerde “önemli ilerleme” sağlandığını belirterek, sürecin “olumlu ve kalıcı” bir sonuca ulaşabileceğine dair iyimser olduğunu söyledi.
Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ise ülkesinin bir sonraki müzakere turuna ev sahipliği yapmayı umduğunu ifade etti.
ABD ve İran basınında yer alan haberlerde, Katar, Suudi Arabistan, Türkiye ve Mısır’ın da yürütülen temaslarda aktif rol oynadığı belirtildi. Bu kapsamda Trump’ın, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani dahil olmak üzere bölge liderleriyle telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği aktarıldı.
Katar Emiri, Emirlik Divanı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, krizlerin çözümü ve gerilimin önlenmesi için diplomatik yöntemlerin en etkili yol olduğunu vurguladı.
İsrail’de “geçici anlaşma” endişesi
İsrail tarafında ise olası anlaşmaya ilişkin endişelerin arttığı bildirildi. “Haaretz”, “Yedioth Ahronoth” ve Kanal 12 gibi İsrail medya kuruluşları, güvenlik kurumlarında İran’a ilerleyen dönemde nükleer ve askeri kapasitesini yeniden toparlama imkanı verebileceği düşünülen “geçici anlaşma” ihtimaline yönelik kaygı bulunduğunu aktardı.
Axios’un haberine göre İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Trump’a anlaşmaya ilişkin endişelerini iletti. Özellikle İsrail ile Lübnan’daki Hizbullah arasında çatışmaların sona erdirilmesine ilişkin madde konusunda çekincelerin bulunduğu belirtildi.
CNN ise Netanyahu’nun müzakere sürecindeki gelişmeleri değerlendirmek üzere dar kapsamlı güvenlik toplantıları gerçekleştirdiğini duyurdu.
Batı’dan Hürmüz Boğazı için güvenlik hazırlığı
Hürmüz Boğazı’na yönelik uluslararası ilginin arttığı bir dönemde, Batılı kaynaklar İngiltere, Fransa ve Almanya’nın olası anlaşmanın yürürlüğe girmesi halinde deniz güvenliğini sağlamak ve boğazdaki mayınları temizlemek amacıyla çok uluslu bir deniz misyonu hazırlığında olduğunu bildirdi.
New York Times’ın İngiliz yetkililere dayandırdığı haberde ise Londra yönetiminin, olası gelişmelere karşı bölgede askeri hazırlık seviyesini yükselttiği kaydedildi.
Resmi anlaşma açıklamasına yönelik beklentilerin arttığı süreçte, bölgenin ya gerilimin azaltıldığı uzun soluklu bir müzakere dönemine gireceği ya da taraflar arasındaki güvensizliğin sürmesi nedeniyle yeniden çatışma sarmalına dönebileceği değerlendiriliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı ve İran’ın nükleer programı konularında tarafların temel şartlarında ısrarcı olduğu görülüyor.