Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Çin’e iki günlük resmi ziyaretine başlıyor. Ziyaret, uluslararası gerilimlerin arttığı ve küresel güç dengelerinin hızla değiştiği bir dönemde Moskova ile Pekin arasındaki stratejik ortaklığın giderek derinleştiğini ortaya koyuyor.
Pekin-Moskova (SANA) –Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bugün Çin’e iki gün sürecek resmi bir ziyaret gerçekleştiriyor. Ziyaret, uluslararası gerilimlerin tırmandığı ve küresel güç dengelerinde hızlı değişimlerin yaşandığı bir dönemde Moskova ile Pekin arasındaki büyüyen ortaklığın önemini yansıtıyor.
Kremlin, Putin’in ziyaret kapsamında Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile kapsamlı görüşmeler gerçekleştireceğini açıkladı. Görüşmelerde stratejik ortaklığın güçlendirilmesi, ekonomik işbirliği, enerji alanındaki ilişkiler ile Ukrayna’daki savaş ve İran’daki gelişmeler gibi uluslararası gündemin öne çıkan başlıklarının ele alınacağı belirtildi.
“Eşi benzeri görülmemiş” ilişkiler seviyesi
RT’nin aktardığına göre Putin, Pekin’e hareketinden önce yaptığı açıklamada iki ülke arasındaki ilişkilerin “eşi benzeri görülmemiş” bir seviyeye ulaştığını söyledi.
İkili ticaret hacminin sürekli büyüdüğünü ve işlemlerin neredeyse tamamen ruble ile yuan üzerinden gerçekleştirildiğini belirten Putin, ticaret hacminin uzun süredir 200 milyar dolar seviyesini aştığını ifade etti.
Putin ayrıca Moskova ile Pekin’in siyasi, ekonomik ve savunma alanlarında ilişkileri geliştirmek, insani değişimleri artırmak, halklar arası iletişimi teşvik etmek ve kapsamlı kalkınmayı desteklemek amacıyla ikili işbirliğini derinleştirmek için çalıştığını kaydetti.
Rusya Devlet Başkanlığı Uluslararası İlişkiler Danışmanı Yuri Uşakov ise iki liderin, ikili ilişkilerin geliştirilmesi, uluslararası gündemdeki acil konulara ilişkin ortak vizyon ve çok kutuplu dünya düzeninin inşası konusunda ortak bildiri imzalayacağını açıkladı.
Enerji gündemin ilk sırasında
Kremlin, Rus heyetinin bakanlar, büyük Rus şirketlerinin yöneticileri ve stratejik sektör temsilcilerinden oluşan geniş kapsamlı bir delegasyonla temsil edildiğini bildirdi.
Tarafların sanayi, ulaştırma, nükleer enerji ve insani alanlarda işbirliğini güçlendirmek amacıyla yaklaşık 40 belge imzalamasının planlandığı ifade edildi.
Enerji başlığının görüşmelerin ana gündem maddesi olduğu belirtilirken, özellikle “Sibirya’nın Gücü 2” doğalgaz boru hattı projesine dikkat çekildi. Moskova’nın, Batı yaptırımları nedeniyle Avrupa’ya yapılan gaz sevkiyatlarının azalmasının ardından Çin pazarına yönelik ihracatını artırmayı hedeflediği kaydedildi.
Büyüyen ticaret hacmi
İki ülke arasındaki ilişkiler, 2022’de başlayan Rusya-Ukrayna savaşından bu yana daha da derinleşti. Putin, o tarihten itibaren her yıl Çin’i ziyaret ediyor.
Moskova’nın uluslararası arenada Batı baskısıyla karşı karşıya kalması nedeniyle ekonomik olarak Pekin’e bağımlılığının arttığı belirtilirken, Çin’in yaptırımlara tabi Rus petrolünün en büyük alıcısı haline geldiği, buna karşılık sanayi ekipmanları, elektronik ürünler ve otomobilleri Rusya pazarına ihraç ettiği ifade edildi.
Çin Ticaret Bakanlığı verilerine göre iki ülke arasındaki ticaret hacmi geçen yıl yaklaşık 228 milyar dolara ulaşarak üst üste üçüncü kez 200 milyar dolar sınırını aştı. Çin ayrıca 16’ncı yıl üst üste Rusya’nın en büyük ticaret ortağı konumunu korudu.
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının ardından Rusya’nın Çin’e petrol ihracatı bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 35 arttı. Moskova, özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Çin ziyareti sırasında Pekin’in “bitmek bilmeyen enerji ihtiyacını” karşılamak amacıyla Amerikan petrolü satın almayı kabul ettiğini açıklamasının ardından, Çin’in ikili ilişkilere bağlılığını daha da güçlendirmesini umut ediyor.
Ortaklık ve siyasi mesajlar
Putin’in ziyareti, Trump’ın Çin ziyaretinden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşiyor. Kremlin, iki ziyaret arasında doğrudan bir bağlantı bulunduğu iddialarını reddederek Pekin ile yürütülecek görüşme gündeminin önceden belirlendiğini vurguladı.
Bununla birlikte iki ziyaretin peş peşe gerçekleşmesi, uluslararası rekabetin yoğunlaştığını ve küresel dengelerin yeniden şekillendirilmesine yönelik paralel girişimleri ortaya koyuyor.
Uzmanlar, Pekin ile Moskova’nın bazı dosyalarda önceliklerinin farklılaşabileceğini değerlendiriyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim konusunda Çin’in ekonomisini desteklemek amacıyla deniz ticaret yollarının açık kalmasını istediği ve tansiyonun kısa sürede düşürülmesini tercih ettiği belirtiliyor.
Moskova’nın ise İran’daki çatışmalar nedeniyle Rus enerji sevkiyatlarına yönelik kısıtlamaların hafiflemesinden ekonomik fayda sağladığı için konuya farklı yaklaştığı ifade ediliyor.
Uluslararası koordinasyon ve ortak söylem
Uluslararası gerilimlerin arttığı ve uluslararası hukuk düzeninin aşınma riskinin yükseldiği bir dönemde Çin ile Rusya arasındaki koordinasyonun, küresel istikrarın korunması ve çok taraflılığın desteklenmesi açısından büyük önem taşıdığı değerlendiriliyor.
Her iki ülke de tek taraflı yaptırımları ve küresel hegemonya anlayışını eleştiren bir söylem kullanırken, daha adil ve çok kutuplu bir uluslararası sistem kurulması gerektiğini savunuyor.
Genişleyen ekonomik ve askeri işbirliği
Rusya ile Çin arasındaki işbirliği enerji, teknoloji, uzay, yapay zeka ve savunma alanlarında giderek genişliyor.
İki ülke ayrıca Asya-Pasifik bölgesindeki ortak askeri tatbikatlarını artırırken, savunma teknolojileri ve erken uyarı sistemleri alanındaki işbirliğini de derinleştiriyor.
Moskova ile Pekin, Şanghay İşbirliği Örgütü ve BRICS bünyesinde siyasi koordinasyonlarını sürdürürken, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde de çoğu zaman benzer pozisyonlar alıyor.
Ekonomik bağımlılıkta dengesizlik
Çin-Rusya ilişkileri üzerine uzmanlaşan MERICS Enstitüsü verilerine göre Çin, Rusya’nın açık ara en büyük ticaret ortağı haline geldi. Çin’in Rusya’nın dış ticaretindeki payı 2022 sonrasında keskin biçimde artarak toplam ticaretin yaklaşık üçte birine ulaştı.
Ekonomik Gözlemevi OEC verileri ise Rusya’nın önemli bir enerji tedarikçisi olmasına rağmen Çin’in toplam ticaretinin yalnızca yüzde 5 ila 6’sını oluşturduğunu ortaya koyuyor. Bu oran, ABD, ASEAN ülkeleri ve Avrupa Birliği gibi büyük ticaret ortaklarının gerisinde bulunuyor.
Tarihi sembolizm
Çin-Rusya ilişkileri 2013 yılından bu yana hızla gelişmeye devam ediyor. Rusya ve Çin liderleri ikili ve çok taraflı platformlarda 40’tan fazla kez bir araya geldi.
Bu yılki ziyaret ayrıca iki ülke arasında “stratejik koordinasyon ortaklığının” kurulmasının 30’uncu yılına ve İyi Komşuluk, Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın 25’inci yılına denk geliyor.
Moskova ile Pekin, bu tarihi dönüm noktalarını ilişkilerinin yeni uluslararası dengelerin en önemli eksenlerinden biri haline geldiğini vurgulamak amacıyla öne çıkarıyor.
N.W.A / R.Y