Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), İsrail ablukası altındaki Gazze’de yetersiz beslenen annelerin bebeklerinde ölüm oranının iki katına çıktığını ve yeni doğanların yüzde 90’ının prematüre doğduğunu duyurarak, bölgedeki gıda krizinin “tamamen suni” olduğunu vurguladı.
Kudüs (SANA) – Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik abluka ve kısıtlamalarının yol açtığı yetersiz beslenme krizinin; hamile kadınlar, emziren anneler ve yeni doğan bebekler üzerinde yıkıcı sonuçlar doğurduğunu açıkladı. Örgüt tarafından yayımlanan raporda, bölgede giderek derinleşen insani krizin özellikle en savunmasız grupları ağır biçimde etkilediği vurgulandı.
“Felaket seviyesinde” gıda krizi
MSF raporunda, İsrail’in Ekim 2023’ten bu yana sürdürdüğü saldırılar ve 2025 yılı ortalarında daha da ağırlaşan ablukanın, Gazze’de “felaket seviyesinde” bir gıda krizine neden olduğu belirtildi. Rapora göre sağlık ekipleri, yetersiz beslenmeye bağlı sağlık komplikasyonlarında daha önce benzeri görülmemiş düzeyde artış tespit etti.
Örgütün 2024 sonu ile 2026 başı arasındaki verileri, yetersiz beslenen annelerin dünyaya getirdiği bebeklerde erken doğum ve ölüm oranlarının ciddi şekilde yükseldiğini ortaya koydu. Aynı dönemde kendiliğinden düşük vakalarında da dikkat çekici bir artış yaşandığı kaydedildi.
Bebek ölümleri iki katına çıktı
Raporda, Haziran 2025 ile Ocak 2026 tarihleri arasında Nasır ve El-Helu hastanelerinde tedavi gören 200 kadın ve yeni doğan bebekten elde edilen analiz sonuçlarına yer verildi. Analizlere göre kadınların yarısından fazlasının hamilelik sürecinde yetersiz beslenme sorunu yaşadığı belirlendi.
Yetersiz beslenen annelerin bebeklerinin yüzde 90’ının prematüre doğduğu, yüzde 84’ünün ise düşük doğum ağırlığıyla dünyaya geldiği tespit edildi. Ayrıca bu bebeklerdeki ölüm oranının, sağlıklı beslenen annelerin bebeklerine kıyasla iki kat daha fazla olduğu ifade edildi.
“Kriz tamamen suni şekilde yaratıldı”
MSF Acil Durum Tıbbi Sorumlusu Mercè Rocaspana, konuya ilişkin açıklamasında, “Yetersiz beslenme krizi tamamen suni bir şekilde yaratılmıştır” ifadelerini kullandı. Rocaspana, iki yılı aşkın süredir devam eden insani yardım ve ticari mal girişine yönelik sistematik engellemelerin, Gazze’deki açlık krizini derinleştirdiğini belirtti.
Yardım noktalarına yönelik eleştiriler
Raporda, Mayıs 2025’te kurulan “Gazze İnsani Kurumu”na yönelik eleştiriler de yer aldı. Gıda dağıtım noktalarının sayısının 400’den 4’e düşürüldüğüne dikkat çekilen raporda, bu merkezlerin “ölümcül” hale geldiği ifade edildi. Dağıtım alanlarında yaşanan şiddet olayları nedeniyle yaralananların sayısında ciddi artış yaşandığına işaret edilen raporda, sivillerin temel gıdaya erişim sırasında güvenlik tehdidiyle karşı karşıya kaldığı vurgulandı.
Gazze’de resmen “kıtlık” ilanı
Raporda ayrıca, Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması’nın (IPC) verilerine de atıfta bulunuldu. Buna göre Gazze nüfusunun yaklaşık dörtte üçünün, 2025 yılı sonu itibarıyla akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya olduğu belirtildi. Geçtiğimiz Ağustos ayında ise Orta Doğu’da ilk kez Gazze’de resmi olarak “kıtlık” ilan edildiği hatırlatıldı.
MSF, işgalci güç konumundaki İsrail makamlarına, Gazze Şeridi’ne insani yardım, tıbbi malzeme ve gıda girişine “kayıtsız ve şartsız” izin verilmesi çağrısında bulundu.