ABD yönetimi, İran’a yönelik “Maksimum Baskı” politikasını deniz ablukası ve enerji ambargosuyla bir üst seviyeye taşıdı. Trump’ın “uzun süreli kuşatma” hamlesiyle İran ekonomisinin can damarı olan petrol ihracatını tamamen durdurmayı ve Tahran’ı ağır şartlar içeren yeni bir nükleer anlaşmaya zorlamayı hedeflediği ifade ediliyor.
Başkentler (SANA) – ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, İran ile yürütülen müzakerelerin tıkanması üzerine “uzun süreli kuşatma” (Long Choke) stratejisini ana politika haline getirdiği belirtiliyor. Söz konusu stratejinin, doğrudan askeri çatışma yerine ekonomik kaynakların sınırlandırılması ve lojistik hareket alanının daraltılmasına dayandığı belirtiliyor.
“Nezaket dönemi bitti”
Wall Street Journal’ın (WSJ) ABD’li yetkililere dayandırdığı haberine göre, Trump’ın İran limanlarına yönelik deniz denetimlerinin genişletilmesi talimatını verdiği aktarıldı. Trump, İran’ın nükleer silah edinmesine izin verilmeyeceğini vurgulayarak, “İran için nazik davranma dönemi sona ermiştir” ifadelerini kullandı.
Enerji piyasasında Hürmüz etkisi
Bloomberg ve Axios’un paylaştığı verilere göre, ABD’nin deniz denetimleri nedeniyle İran’ın petrol depolama tesislerinin, özellikle Hark Adası’ndaki ünitelerin, kapasite sınırına yaklaştığı belirtiliyor. İhraç edilemeyen petrolün depolanmasında yaşanan sıkışmanın, üretim üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan, Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin etkisiyle Brent petrol fiyatının varil başına 110 dolar seviyesini aştığı ve bölgedeki gemi trafiğinde azalma gözlemlendiği ifade ediliyor.
Maksimum baskı ve mali yaptırımlar
ABD Hazine Bakanlığı, İran’ın askeri faaliyetleriyle bağlantılı olduğu öne sürülen “paralel bankacılık sistemi” ile ilişkili çok sayıda kuruluşu yaptırım listesine aldı. Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için İran’a veya Devrim Muhafızları ile bağlantılı yapılara ödeme yapan şirketlerin yaptırımlarla karşılaşabileceği uyarısında bulundu. ABD Dışişleri Bakanlığı da yasa dışı finans akışlarını sınırlamayı hedeflediklerini açıkladı.
Askeri seçenekler masada
Reuters‘ın haberine göre, Beyaz Saray doğrudan bir kara operasyonunu düşük ihtimal olarak görse de, İranlı liderleri hedef alan nokta atışı hava saldırıları gibi askeri seçenekleri “masada tutmaya” devam ediyor. Ancak Washington’ın mevcut önceliğinin, daha az maliyetli ve daha sürdürülebilir görülen “ekonomik boğma” yöntemi olduğu belirtiliyor.
Lübnan cephesi ve tıkanan diplomasi
Bölgesel gerilim, Lübnan’ın güneyinde de artış gösteriyor. İsrail’in hava saldırıları ve Hizbullah milislerinin karşılıkları, mevcut ateşkesin kırılganlığını artırırken, Lübnan hükümeti BM Güvenlik Konseyi’nde ülke topraklarının çatışma alanına dönüşmesine karşı olduğunu yineledi. Diplomatik kanalda ise Pakistan üzerinden yürütülen dolaylı görüşmelerin, tarafların öncelik farklılıkları nedeniyle ilerleme kaydedemediği belirtiliyor.