İsrail güçleri, Kudüs ve Batı Şeria’nın çeşitli bölgelerinde baskınlar düzenleyerek çok sayıda Filistinliyi gözaltına aldı. Hareket özgürlüğünü kısıtlayan kontrol noktaları kuran güçler, bazı yerleşimlerde yolları kapattı ve konutları askeri amaçlarla kullandı.
İşgal Altındaki Kudüs (SANA) – İsrail güçleri, pazartesi günü işgal altındaki Kudüs ve Batı Şeria’nın çeşitli bölgelerinde Filistinlilere yönelik ihlallerini sürdürdü. Bu kapsamda hareket özgürlüğünü kısıtlayan kontrol noktaları kuruldu, çok sayıda baskın düzenlendi ve bazı Filistinlilerin gözaltına alındığı operasyonlar gerçekleştirildi.
Filistin resmi ajansı WAFA’nın haberine göre, İsrail güçleri Beytülahim’in farklı bölgelerinden dört Filistinliyi gözaltına aldı. Batı Şeria’nın güneyindeki El-Halil kentinin kuzeyinde yer alan Beyt Amr beldesinde ise üç çocuk gözaltına alındı.
İşgal altındaki Kudüs’ün kuzeyinde bulunan Kalandiya Mülteci Kampı’nda düzenlenen baskında, daha önce serbest bırakılmış bir tutuklunun babası gözaltına alındı, yaklaşık 30 kişi ise alıkonuldu. Ayrıca bir konut binasına giren İsrail güçleri, sakinlerini tahliye ederek binayı askeri karargâha dönüştürdü. Benzer bir operasyon Batı Şeria’nın kuzeyindeki Nablus kentinde de gerçekleştirildi ve bazı Filistinliler gözaltına alındı.
Filistinlilere yönelik kısıtlayıcı kontrol noktaları
İsrail güçleri, Batı Şeria’daki Ramallah’ın kuzeyinde bulunan Surda beldesine baskın düzenleyerek ana yol üzerinde kontrol noktası kurdu ve bazı araçları durdurdu.
Ayrıca El-Halil kenti ile çevresindeki belde, köy ve mülteci kamplarının girişlerine çok sayıda askeri kontrol noktası yerleştirildi. Demir kapılar, beton bloklar ve toprak setlerle bazı ana ve tali yollar kapatıldı.
İsrail’in Batı Şeria genelinde vilayetleri birbirinden coğrafi olarak ayıran yaklaşık 1000 kontrol noktası ve askeri kapı kurduğu belirtiliyor.
Batı Şeria’daki kent ve köyler, İsrail güçleri tarafından günlük baskınlara maruz kalırken, bu operasyonlar sırasında Filistinlilere ve mülklerine yönelik ihlaller yaşanıyor. Söz konusu uygulamaların, yerel halk üzerinde baskı oluşturarak zorla göç ettirme politikasının bir parçası olduğu ifade ediliyor.