Hürmüz Boğazı’nda yükselen tansiyon, uluslararası seyrüsefer hukukunu yeniden tartışmaya açarken; enerji arzı, sigorta maliyetleri ve küresel ticaret üzerinde ciddi baskı oluşturuyor.
Başkentler (SANA) – Orta Doğu’da, özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanan son gelişmeler, uluslararası su yollarının küresel ekonomik istikrar açısından taşıdığı stratejik ve hukuki önemi yeniden gündeme taşıdı. Artan jeopolitik gerilimler, mevcut koşullar altında seyrüseferi düzenleyen uluslararası hukuk çerçevesine ilişkin temel soruları da beraberinde getiriyor.
Seyrüsefer yönetiminde uluslararası hukuk kuralları
Uluslararası boğazlarda, özellikle Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer yönetimi, kıyı devletlerinin egemenliği ile uluslararası toplumun güvenli ve kesintisiz geçiş hakkı arasındaki hassas bir dengeye dayanmaktadır. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 38. maddesi, uluslararası gemilere açık denizleri veya münhasır ekonomik bölgeleri birbirine bağlayan boğazlardan kesintisiz ve hızlı geçiş hakkı tanıyarak, devletlerin bu hakkı engelleyemeyeceğini hüküm altına almaktadır.
Bununla birlikte, 1958 Cenevre Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi’nin 16 (4). maddesi de uluslararası seyrüsefer için kullanılan boğazlardan yabancı gemilerin “zararsız geçiş” hakkının askıya alınamayacağını vurgulamaktadır. Bu ilke, sözleşmeye taraf olmayan devletler için dahi uluslararası teamül hukuku niteliği taşıyarak geçiş güvenliğinin hukuki zeminini oluşturmaktadır.
İran ve Umman’ın geçiş rejimine yaklaşımları
En dar noktasında yaklaşık 33 kilometre genişliğe sahip olan Hürmüz Boğazı, İran ile Umman Sultanlığı’nın ortak egemenliği altında bulunuyor. İran, 1982 Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olmayan ülkelere yönelik farklı bir geçiş sistemi uyguluyor. Son dönemde artan gerilimle birlikte Tahran yönetimi, bazı gemilere seyir hizmetleri karşılığında ücret uygulamak ve belirli gemilerin geçişini engellemek gibi daha katı önlemler aldı. Bu durum, bazı güzergâhlarda fiili kısıtlamalara yol açtı.
Umman Sultanlığı ise Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından kabul edilen Transit Geçiş Ayırım Şeması’na (TSS) bağlı kalmayı sürdürüyor. Maskat yönetimi, boğazın serbest geçiş hakkına tabi uluslararası bir su yolu olduğunu vurgulayarak, transit gemilerden ek ücret alınmasına karşı çıkıyor.
BM gündemi ve küresel ekonomik etkiler
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK), Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer güvenliğini artırmaya yönelik taslak önerileri gündemine aldı. Büyük güçler arasında su yollarında askeri güç kullanımına ilişkin görüş ayrılıkları devam ederken, bazı Batılı ülkelerin mayın temizleme ve enerji arz güvenliğini sağlama gerekçesiyle bölgede askeri operasyonlara başladığı bildirildi.
Küresel petrol tüketiminin yaklaşık %20’sinin taşındığı kritik güzergahtaki aksaklıklar, dünya piyasalarında ciddi bir baskı oluşturdu. Bölgedeki istikrarsızlık nedeniyle deniz sigortası maliyetleri %30 ile %120 arasında artış gösterirken, yüzlerce petrol tankerinin güvenli geçiş için bekletilmesi enerji arzına yönelik endişeleri tırmandırdı.