BAŞKENTLER (SANA) – ABD-İsrail İran savaşı artarak devam ederken, Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar ve Körfez’de petrol ile doğalgaz üretimindeki düşüş, küresel ölçekte enerji krizine yol açıyor ve birçok ekonomik sektörü etkiliyor.
Bu süreçte Çin, hem bu gelişmelerden en fazla etkilenebilecek ülkelerden biri hem de krize karşı hazırlıklı bir aktör olarak öne çıkıyor. Dünyanın en büyük ham petrol ithalatçısı olan Çin, Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrolün de en büyük alıcıları arasında yer alıyor.
ABD Enerji Bilgi İdaresi verilerine göre, Çin’in petrol ithalatının yaklaşık yarısı Suudi Arabistan, Irak, BAE, Kuveyt ve İran’dan sağlanırken, sıvılaştırılmış doğalgaz ihtiyacının yaklaşık dörtte biri Katar’dan karşılanıyor. Bu durum, Çin’i teorik olarak krizden en çok etkilenebilecek ülkelerden biri haline getiriyor.
Uzun vadeli stratejik hazırlık
Uluslararası raporlar, Çin’in küresel enerji şoklarına karşı uzun yıllardır hazırlık yaptığını ve bu sayede diğer ülkelere kıyasla daha dayanıklı hale geldiğini gösteriyor.
Çin’in bu konudaki endişeleri, 1990’ların sonlarında küresel bir sanayi gücüne dönüşmesiyle başladı. Petrol arzının büyük bölümünün geçtiği Malakka Boğazı, Pekin için kritik bir risk unsuru olurken, bu durum 2004 yılında stratejik petrol rezervlerinin oluşturulmasına yol açtı.
Bu süreç, 2017-2021 döneminde artan jeopolitik ve ticari gerilimlerle hız kazandı. Çin, özellikle enerji alanında yerli üretimi güçlendirerek ulusal güvenliğini sağlamayı öncelik haline getirdi.
Piyasa Değişimi ve Yeni Eğilimler
Elektrikli araç pazarındaki hızlı büyüme, Çin’in enerji şoklarına karşı direncini artırıyor. Satışların beklenenden daha hızlı artması, yakıt tüketimini düşürürken petrol talebindeki artışı da sınırlıyor.
Bu dönüşüm, petrol ithalatına olan ihtiyacın azalmasına yol açarak, talep yapısında önemli bir değişime işaret ediyor.
Enerji kaynaklarında çeşitlendirme
Çin, büyük ölçüde kömüre dayalı ve neredeyse kendi kendine yeten bir elektrik sistemi geliştirirken, güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarını da genişletiyor. Aynı zamanda ithal petrole bağımlılığı azaltmak için kömürü petrokimyasallara dönüştüren teknolojilere yöneliyor.
Bu kapsamda, kimya sektöründe kömür kullanımı 2020’de 155 milyon tondan 2024’te 276 milyon tona yükselirken, 2025’te yüzde 15 daha artması bekleniyor. Çin, küresel sanayi üretimindeki güçlü konumunu koruyarak polyester ve naylon üretiminin dörtte üçünü, azotlu gübrelerin ise yaklaşık üçte birini karşılıyor.
Tedarik güvenliği ve stratejik esneklik
Pekin, petrol ithalatında Rusya, İran ve Körfez ülkeleri dahil geniş bir çeşitlendirme politikası izleyerek hiçbir kaynağa yüzde 20’nin üzerinde bağımlı kalmamayı hedefliyor. Bu yaklaşım, olası arz kesintilerine karşı daha fazla esneklik sağlıyor.
Çin ayrıca stratejik rezervlerini artırırken, günlük yaklaşık 4,3 milyon varillik yerli üretimle enerji güvenliğini güçlendiriyor. Bunun yanında Rusya, Orta Asya ve Myanmar’dan gelen doğalgaz boru hatlarını genişleterek deniz taşımacılığına olan bağımlılığını azaltıyor.
Veriler, bu çok yönlü stratejinin etkili olduğunu ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı’ndaki aksamalara rağmen Çin, enerji arzını istikrarlı tutmayı, sanayi ve ulaşım ihtiyaçlarını karşılamayı ve iç piyasadaki gübre fiyatlarını küresel seviyelerin oldukça altında tutmayı başardı. Bu durum, krizin en az kayıpla atlatılmasına yönelik güçlü bir stratejiyi yansıtıyor.
T.K / M.Y