BAŞKENTLER (SANA) – ABD ile Çin arasında artan anlaşmazlıklar ortamında Pekin, 1960’lı yıllara uzanan “Üçüncü Cephe” projesinin bazı kapasite ve unsurlarını yeniden canlandırmak için harekete geçti. Bu adımın, yükselen jeopolitik gerilimler karşısında stratejik dayanıklılığı güçlendirmeyi ve olası bir ABD tehdidine karşı hazırlıkların bir parçasını oluşturmayı amaçladığı belirtiliyor. Söz konusu gelişme, İngiliz gazetesi The Guardian tarafından ortaya kondu.
Gazete, Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mao Zedong tarafından 1964 yılında, Çin ile hem ABD hem de Sovyetler Birliği arasındaki gerilimin zirvede olduğu bir dönemde başlatılan projenin, milyonlarca işçinin ülkenin iç kesimlerindeki zorlu bölgelere taşınmasını kapsadığını belirtti.
Proje kapsamında, kıyı bölgelerinden uzak bir sanayi ve askeri üs inşa edilmesi hedeflenmişti. Ancak Çin’in ekonomik açılım politikalarına yönelmesi ve savaş risklerinin azalmasıyla birlikte proje zamanla geriledi. Günümüzde ise bu askeri fabrikalar, çoğunlukla yalnızca araştırmacılar ve gezginler tarafından ziyaret edilen terk edilmiş alanlara dönüşmüş durumda.
Gazete, Çin’in “Üçüncü Cephe”yi tamamen farklı bir bağlamda yeniden canlandırdığını, bu kapsamda “stratejik derinliği” güçlendirmeye ve özellikle ticari ile jeopolitik gerilimler ışığında dışa bağımlılığı azaltmaya odaklandığını belirtti. Pekin’in, ulusal güvenlik stratejisinin merkezine kendi kendine yeterliliği yerleştirdiği ifade edildi.
Gazete, Pekin’in nükleer kapasitesini güçlendirmeye çalıştığına, yaklaşık 600 nükleer savaş başlığına sahip olduğuna ve bir saldırıya maruz kalması halinde dahi caydırıcılığı garanti altına almayı amaçlayan “ikinci vuruş kapasitesi”ni pekiştirmeye yöneldiğine dikkat çekti. Ayrıca Çin’in, Washington ile arasındaki askeri farkı azalttığı ve savunma harcamalarının 2024 yılında 317 milyar doların üzerine çıktığı ifade edildi.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’ne göre, Çin’in silah ithalatı, yerli askeri kapasitenin güçlendirilmesi sayesinde 2021 ile 2025 yılları arasında yüzde 70 oranında azaldı.
Washington ile Ticari Bağların Çözülmesine Yönelik Bir Girişim
The Guardian, 1964 ile 2026 yılları arasındaki temel farklardan birinin, ABD ve Çin ekonomileri arasındaki derin karşılıklı bağımlılık olduğunu belirtti. Teorik olarak bu durumun bir çatışma riskini azaltması beklenirken, özellikle tarafları — bilhassa Pekin’i — nadir toprak elementleri gibi kritik ürün ihracatını bir baskı aracı olarak kullanmaya iten ticaret savaşının tırmanmasıyla birlikte, Pekin ve Washington’daki politika yapıcıların tedarik zincirlerini ayrıştırmaya ve karşılıklı bağımlılığı azaltmaya çalıştığı ifade edildi.
Gazete, mevcut jeopolitik ortamın, iki süper güç arasında artan nüfuz rekabetiyle birlikte Soğuk Savaş atmosferinin geri döndüğüne işaret ettiğini belirtti.
Guardian’a göre Çin’in “Üçüncü Cephe” kavramlarını yeniden canlandırması, Pekin’in Washington ile stratejik rekabetin daha keskin bir aşamaya girdiğine dair artan farkındalığını yansıtmaktadır. Bu durum, kendi kapasitesini güçlendirme ve iç bölgelerde savunma altyapılarını tahkim etme çabalarının, daha fazla kutuplaşma ve belirsizliğe doğru evrilen bir dünyaya hazırlıklarının temel bir parçası hâline geldiğini göstermektedir.