BِAŞKENTLER (SANA) _ ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşın devam etmesiyle birlikte, yüzölçümü 22 kilometrekareyi aşmayan ancak İran ekonomisinin can damarı niteliğinde olan Harg Adası’na dikkatler yöneliyor. İran’ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ı bu ada üzerinden gerçekleştiriliyor. Ada ayrıca dev depolama tankları, tankerlerin yüklenmesi için özel limanlar ve enerji sektörüyle bağlantılı sanayi tesislerini kapsayan hayati altyapılara ev sahipliği yapıyor.
Batılı gazete ve medya kuruluşlarında yer alan analiz ve raporlar, bu küçük adanın çatışmanın sonucunun belirlenmesinde veya savaşın kapsamının genişlemesinde dönüm noktası olabileceğine işaret ediyor. Zira adanın ele geçirilmesi İran’ın petrol ihracatını derhal durduracak ve hayati bir mali kaynaktan mahrum kalması nedeniyle ülkeyi ekonomik çöküşle karşı karşıya bırakacaktır. Ayrıca bu durum, ülke içinde üretim ve depolama zincirlerinde ciddi darboğazlar yaratacaktır.
Financial Times: Ada hedef bankasının dışında kaldı
İngiliz Financial Times gazetesi, ABD-İsrail’in İran’a yönelik hava harekâtının kapsamının genişlemesine rağmen Harg Adası’nın şimdiye kadar askeri hedefler listesi dışında kaldığını belirtti. Gazete, bunun karmaşık stratejik hesapların yanı sıra tam kapsamlı bir tırmanışı veya bu hayati tesisin tahrip edilmesinin küresel petrol piyasalarında yaratabileceği şoku önleme isteğini yansıttığını ifade etti.

Axios: Adanın ele geçirilmesi seçeneği masada
Axios haber sitesi ise bir ABD’li yetkiliye dayandırdığı haberinde, Washington’un bölgede devam eden savaşla nasıl başa çıkılacağına ilişkin son görüşmelerinde bir dizi seçeneği ele aldığını, bunlar arasında Harg Adası’nın ele geçirilmesi seçeneğinin de bulunduğunu aktardı.
ABD Başkanı Donald Trump da birkaç gün önce operasyonların kapsamını askeri ve nükleer tesislerin ötesindeki hedefleri kapsayacak şekilde genişletme niyetini açıklamıştı.
İran petrolünün ana damarı
Harg Adası, Basra Körfezi’nin kuzeydoğusunda, İran’ın Buşehr eyaleti kıyılarının açıklarında yer alıyor ve İran’ın en büyük petrol ihracat terminali olarak kabul ediliyor. Ada günde 7 milyon varile kadar petrol yükleyebilme kapasitesine sahip olup İran petrol sahaları ile uluslararası piyasalar arasında temel bir bağlantı noktası oluşturuyor. Ada ayrıca İran’daki en büyük petrol sahalarından bazılarına deniz altı boru hatlarıyla bağlıdır ve ülke kıyılarının büyük bölümünün dev tankerleri barındıramayacak kadar sığ olması nedeniyle petrol ihracatının büyük kısmı buradan gerçekleştirilmektedir.
Ada ayrıca 30 milyon varile kadar petrol depolama kapasitesine sahip geniş bir depolama tesisleri ağına ev sahipliği yapıyor. Bu miktar, ABD’nin Oklahoma eyaletindeki Cushing’de bulunan dev depolama merkezinin depolama kapasitesinin yaklaşık üçte birine eşittir.

Tesiste aynı anda sekiz petrol tankerini kabul edebilen deniz rıhtımları bulunurken, açık denizde gemiden gemiye petrol transferi yoluyla ek yükleme kapasitesi de mevcuttur.
İran, ABD ve İsrail ile savaşın başlamasından önce adadaki petrol yükleme faaliyetlerinin temposunu artırdı. Geçen yıl 28 Şubat’ta savaşın patlak vermesinin ardından da petrol tankerleri yükleme işlemlerini sürdürdü. Bunun, mümkün olan en büyük miktarda İran ham petrolünü hızla denize çıkarmayı ve potansiyel tehlike bölgelerinden uzaklaştırmayı amaçladığı değerlendirilmektedir.
Uluslararası basında sorular ve analizler
Son 24 saat içinde Batı medyasında adanın savaşın seyrindeki rolü konusunda tartışmalar yoğunlaştı. Australian Financial Review gazetesi “Trump neden bu İran petrol adasını hedef almadı?” sorusunu gündeme getirirken, İngiliz Daily Telegraph gazetesi “Trump’ın tek bir asker göndermeden İran’ı yenmesini sağlayabilecek küçük ada” başlığını kullandı.
Gazete, ABD planının adayı yok etmek yerine kontrol altına almak olabileceği ihtimaline işaret ederek bunun Washington’a geniş çaplı bir kara savaşı yürütmeye gerek kalmadan İran ekonomisi üzerinde doğrudan nüfuz sağlayabileceğini belirtti.
N.W.A / Y.H