KAHİRE (SANA) – Arap Parlamentosu, işgalci İsrail makamlarının Ramazan ayı boyunca Mescid-i Aksa ve Kudüs’teki kutsal alanı ibadete kapatma ve sıkı önlemler uygulama yönündeki tutumunu kınadı.
Parlamento, bu uygulamaların ibadet özgürlüğünün açık bir ihlali ve işgal altındaki şehirde mevcut tarihi ve hukuki statüye yönelik bir saldırı teşkil ettiğini vurguladı.
Arap Parlamentosu Başkanı’dan Sert Açıklama
Arap Parlamentosu Başkanı Muhammed El-Yemahi, yaptığı açıklamada, Mescid-i Aksa’ya ulaşım özgürlüğünün hedef alınması ve ibadetlerin engellenmesinin ciddi bir tırmanış ve dünya çapındaki Müslümanların duygularını provoke eden bir eylem olduğunu belirtti.
El-Yemahi ayrıca, bu durumun işgalcilerin Kudüs’te yeni bir fiili durum dayatma konusundaki ısrarını ve şehrin Arap ve İslami kimliğini silme çabasını yansıttığını vurguladı.
Arap Parlamentosu Başkanı, Mescid-i Aksa’ya erişimi kısıtlayan veya ibadet özgürlüğünü etkileyen her türlü uygulamanın, işgal altındaki Filistin topraklarında ve tüm bölgede gerginliği artırarak krizlere yol açabileceği konusunda uyardı.
El-Yemahi, sürekli olarak devam eden ihlallere de dikkat çekerek, bunların arasında Halil’deki İbrahimi Mescid’in kapatılması ve Müslümanların ibadet için içeri alınmamasının da bulunduğunu belirtti.
El-Yemahi ayrıca, uluslararası toplumu, Birleşmiş Milletler’i ve ilgili kuruluşları, Kudüs’teki kutsal mekanların korunmasında yasal ve ahlaki sorumluluklarını yerine getirmeye, işgalciyi İslami ve Hristiyan kutsal yerlerin tarihi ve hukuki statüsüne saygı göstermeye ve şehrin niteliğini değiştirecek veya halkın haklarını ihlal edecek herhangi bir uygulamayı önlemeye çağırdı.
Arap ve İslam Ülkelerinden Ortak Kınama
Arap ve İslam ülkeleri, Mescid-i Aksa’ya erişimi kısıtlayan İsrail uygulamalarını ortak bir açıklamayla kınamıştı.
Ortak açıklamada, Ramazan ayında kapıların kapatılmasının uluslararası hukuk ve mevcut tarihi-hukuki statüye açık bir ihlal teşkil ettiği vurgulanmıştı.
Açıklamada ayrıca, uluslararası toplumun harekete geçerek bu uygulamaları durdurmasının ve işgal altındaki Kudüs’teki İslami ve Hristiyan kutsal mekanları korumasının gerekliliği üzerinde durulmuştu.