ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş, enerji, deniz taşımacılığı ve finans sektörlerini hedef alan ekonomik baskılarla yeni bir aşamaya girerken, Tahran artan ekonomik zorluklar karşısında çözüm arıyor.
Başkentler (SANA) – ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş, Washington’un Tahran ve bağlantılı ticari-finansal ağlara yönelik yeni adımlar hazırlamasıyla ekonomik baskıların öne çıktığı bir sürece ilerliyor. ABD, deniz ablukasını sürdürürken petrol, taşımacılık ve finans sektörlerine yönelik yaptırımları artırmayı planlıyor, İran ise artan yaşam maliyeti ve ekonomik baskılar karşısında çıkış yolu arıyor.
Daha ağır yaptırımlar
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Reuters’ın aktardığına göre, yarın düzenleyeceği basın toplantısında İran’a yönelik “emsalsiz” olarak nitelendirdiği yeni tedbirlerin ayrıntılarını açıklaması bekleniyor.
Söz konusu adımlar, Washington’un Tahran’a ve İran’a ticari-finansal kanallar sağlayan ülke ve şirketlere yönelik ekonomik baskıyı genişletme kampanyası kapsamında değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump daha önce İran’a “her türlü can damarı” sağlayan ülkelere ekonomik sonuçlar doğuracak adımlar atılacağı tehdidinde bulunmuş, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise ekonomik baskıyı karşı karşıya gelmenin “yeni aşaması” olarak tanımlamıştı.
ABD’nin kampanyası; enerji, deniz taşımacılığı ve finans sektörlerinin yanı sıra İran petrolünü taşıdığı belirtilen “gölge filo” ile bağlantılı ağları hedef alıyor. Washington ayrıca yaptırımlardan kaçınmaya çalışan şirketlere maliyeti artırmak amacıyla, İran’la iş yapan yabancı kurum ve şirketleri kapsayacak ikincil yaptırımları genişletmeyi değerlendiriyor.
Çin odağındaki baskı
İran petrolü, ekonomik baskının en önemli unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Tahran, petrol ihracatının büyük bölümünü Çin pazarına yönlendirirken, Kpler şirketinin 2025 verilerine göre Çin, deniz yoluyla taşınan İran petrol ihracatının yüzde 80’inden fazlasını oluşturuyor.
Bu durum, “çay rafinerileri” olarak bilinen bağımsız Çin rafinerilerini olası ABD yaptırımlarının hedefleri arasına getiriyor.
Washington’un daha büyük Çin bankalarını da ikincil yaptırımlar kapsamına alma ihtimali bulunurken, bu seçeneğin ABD–Çin ilişkilerindeki hassas dengeler nedeniyle Washington açısından riskler taşıdığı ve Pekin’in karşı adımlar atabileceği belirtiliyor.
Baskılar ve çıkış arayışı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkedeki yaşam koşullarının ağırlaştığını kabul etti. İran’da yıllık enflasyonun temmuz ayında yüzde 66’ya, gıda enflasyonunun ise yüzde 128’e yükseldiği, serbest piyasada doların 200 bin tümen seviyesine yaklaştığı belirtildi.
Pezeşkiyan, çıkış yolu bulmak amacıyla Washington ile imzalanan mutabakat zaptına bağlılığını sürdürdü. Pezeşkiyan, özellikle Hürmüz Boğazı konusunda 60 günlük sürenin herhangi bir uzlaşmaya varılmadan sona ermesine rağmen, söz konusu mutabakatı “savaşsız ve barışsız durumdan çıkmanın en iyi yolu” olarak değerlendirdi.
Hürmüz tehdidi
Buna karşılık İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai, ABD baskılarına katılan ülkeleri “düşman” olarak nitelendirerek, bu ülkelere Hürmüz Boğazı üzerinden petrol ulaşımını engelleme tehdidinde bulundu.
Beyaz Saray’dan bir yetkili ise Hürmüz Boğazı’nın açık kalmaya devam ettiğini ve ABD deniz ablukasının sürdüğünü belirtti. Yetkili, ABD’nin petrol ve doğal gaz üretimi, ihracatı ve enerji güvenliği konusunda güçlü bir konuma geldiğini ifade etti.
Pakistan’dan arabuluculuk girişimi
Ekonomik ve askeri gelişmelerin yanı sıra Pakistan yeniden arabuluculuk sürecinde devreye girdi. Associated Press’in haberine göre, Pakistan Genelkurmay Başkanı Asım Münir’in yarın İran’a yapacağı ziyaret, Washington ile Tahran arasındaki gerilimi azaltma ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürme çabaları kapsamında gerçekleşecek.
İslamabad, son aylarda da ABD ile İran arasında gerilimi azaltmaya yönelik çeşitli arabuluculuk girişimlerinde bulunmuştu.
Savaşın altıncı ayına girmesiyle birlikte mücadelenin yalnızca askeri sahayla sınırlı kalmadığı; petrol, bankacılık, ticaret ve deniz geçiş yollarına yayıldığı görülüyor. Tarafların ekonomik maliyetlere dayanma kapasitesi, önümüzdeki dönemin seyrini belirleyecek temel unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.