Uzmanlar, Tartus Limanı’nda entegre tersane kurulmasına yönelik Türkiye ile yapılan anlaşmanın, gemi yapım ve bakım sektörünü yerelleştireceğini, yatırım ve teknoloji transferine imkan sağlayacağını belirtti.
Şam (SANA) – İki ekonomi uzmanı, SANA’ya yaptıkları açıklamalarda, Suriye Gümrük ve Sınır Kapıları Genel Kurumu ile Türk «DENİZCİLİK SANAYİ VE TİCARET» şirketi arasında Tartus Limanı’nda entegre bir tersane kurulması için imzalanan Tartus Tersanesi Anlaşmasının, Suriye’de denizcilik sanayisinin geliştirilmesine yönelik önemli bir adım olduğunu belirtti.
Anlaşma, gemi yapımı, onarımı ve bakım sanayisinin yerelleştirilmesi, yatırımların çekilmesi ve tecrübe ile teknolojinin ulusal kadrolara aktarılması için fırsatlar sunuyor.
Ekonomi gazetecisi Muhtar El-İbrahim, bu bağlamda projenin ulusal kadroların sektördeki varlığını güçlendirdiğini ve gemi yapımı, onarımı ve bakımından oluşan yüksek katma değerli yeni bir sanayinin gelişmesine katkı sağladığını söyledi.
El-İbrahim, söz konusu sanayinin metal, elektrik, mekanik ve elektronik sanayilerinin yanı sıra lojistik hizmetler, sigorta ve taşımacılığı kapsayan geniş bir sektörler zinciriyle bağlantılı olduğunu, ayrıca proje çevresinde yeni bir sanayi kümelenmesinin oluşabileceğini ifade etti.
Kuneytra Ekonomi Fakültesi Öğretim Üyesi Beşir El-Daas ise ilk etkilenecek ekonomik sektörün ulaştırma sektörü olacağını belirtti. El-Daas, sektörün yalnızca yüklerin transit geçiş noktası olmaktan çıkarak deniz altyapısının geliştirilmesi, Körfez ülkelerine yönelik entegre taşımacılık zincirlerinin teşvik edilmesi, elleçleme faaliyetlerinin verimliliğinin artırılması ve bakım ile onarım için dış tersanelere duyulan ihtiyacın ortadan kaldırılmasıyla bir kalkınma, sanayi ve lojistik kutbuna dönüşeceğini kaydetti.
İki tür kazanç: Giren ve tasarruf edilen döviz
El-İbrahim, projenin yabancı gemileri bakım ve onarım işlemleri için Tartus Limanı’na çekerek döviz geliri yaratma kapasitesine sahip olduğunu, bunun Suriye içinden denizcilik hizmetlerinin ihraç edilmesi anlamına geldiğini açıkladı.
Projenin döviz çıkışını da sınırladığını belirten el-İbrahim, Suriye gemilerinin bakım işlemlerinin yerel olarak yapılmasının, dış tersanelere gitme ve maliyetleri yabancı para birimiyle ödeme ihtiyacını azalttığını söyledi.
El-İbrahim, bunun iki ekonomik fayda sağladığını; yabancı gemilerden döviz girdisi elde edildiğini ve gemilerin yerel olarak bakıma alınmasıyla döviz tasarrufu yapıldığını kaydetti. Anlaşmanın ilan edilen hedefinin Tartus’u Suriye pazarına ve komşu pazarlara hizmet verecek bir denizcilik sanayisi merkezine dönüştürmek olduğunu belirten El-İbrahim, bunun ticari olarak gerçekleşmesinin bölgesel müşterileri fiilen çekme kapasitesine bağlı olacağını dile getirdi.
Tartus Tersanesi Anlaşması ve Suriye ekonomisine faydaları
Yaklaşık 1.700 doğrudan ve 3.500 dolaylı istihdam imkanı sağlaması beklenen anlaşma, Suriye hükümetine ait gemilerin yapım, onarım veya bakım işlemlerinde vergiler öncesi toplam fatura değerinin yüzde 20’si oranında özel indirim uygulanmasını öngörüyor.
Anlaşma ayrıca Suriye iş gücü oranının yüzde 95’ten az olmamasını, ulusal kadrolara yönelik eğitim ve nitelik kazandırma programlarının uygulanmasını ve beş yıl içinde rıhtımların, ekipmanın, depoların ve operasyonel tesislerin donatılması için en az 190 milyon dolar yatırım yapılmasını içeriyor. Bu yatırımlar, Kara ve Deniz Sınır Kapıları ile Gümrükler Genel İdaresi için herhangi bir mali yükümlülük oluşturmuyor.
Anlaşmanın Suriye hükümetine ait gemilere yapım, onarım veya bakım işlemlerinin vergiler öncesi değeri üzerinden yüzde 20 indirim sağladığına işaret eden el-İbrahim, bunun hükümet filosuna hizmet verilmesine ilişkin maliyetlerin bir bölümünü düşürebileceğini kaydetti.
Tartus tersane projesinin uygulanmasındaki zorluklar ve bölgesel rekabet
El-İbrahim’e göre projenin başarısı, takvime uyulmasını, ulusal kadroların uluslararası standartlara göre yetiştirilmesini ve altyapı, enerji ile tedarik zinciri gereksinimlerinin sağlanmasını gerektiriyor.
El-İbrahim, tersanenin fiyat, kalite ve tamamlanma hızı açısından Türkiye, Yunanistan ve Doğu Akdeniz ülkelerindeki tersanelerle rekabet edebilmesi gerektiğini vurguladı. Projenin yalnızca Akdeniz’de coğrafi olarak yer aldığı için başarılı olmayacağını belirten El-İbrahim, geminin fiyat, hız, kalite ve güven arasında en iyi dengeyi sunan tersaneye gideceğini ifade etti.
Proje Suriye denizcilik sektörünün geleceğine nasıl yansıyacak?
El-Daas, projenin Suriye’yi yalnızca malların geçiş kapısı olmaktan çıkararak denizcilik sanayisi için lojistik bir merkeze dönüştüreceğini söyledi. Projenin, gemi yapım ve onarım hizmetlerinin ithalatına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırarak Suriye’nin ticaret dengesini iyileştireceğini ve Suriye ihracatının deniz taşımacılığı maliyetlerini düşürerek rekabet gücü kazanmasını sağlayacağını belirtti.
El-İbrahim de projenin gerçek değerinin, Tartus’u geleneksel hizmetler sunan bir limandan bölgesel denizcilik sanayi merkezine dönüştürmede gerçek bir adım oluşturmasında yattığı yönünde Daas’a katıldı.
El-İbrahim, yabancı gemilerin çekilmesi, bilginin yerelleştirilmesi, 5 binden fazla kişinin istihdam edilmesi ve yerel bir tedarik zincirinin kurulması halinde bunun yalnızca limanın genişletilmesi değil, yeni bir ekonomik sektör yaratacağını ifade etti.
Deniz ekonomisinin limanlarla sınırlı olmadığını vurgulayan El-İbrahim, limanların çevresinde ortaya çıkan mühendislik şirketleri, müteahhitler, yedek parça tedarikçileri, sigorta şirketleri, lojistik hizmetler ve mesleki eğitim faaliyetlerini de kapsadığını kaydetti.
Suriye Gümrük ve Sınır Kapıları Genel Kurumunun 15 Ocak’ta yap-işlet-devret (BOT) modeliyle imzaladığı anlaşma, uluslararası standartlara uygun şekilde gemi sanayisini Suriye’ye kazandırmayı hedefliyor ve ulusal sanayi ile ekonomik altyapıda nitelikli bir dönüşüm oluşturuyor.
N.W.A /Y.H