BRÜKSEL (SANA) – Avrupa, ABD-İsrail-İran geriliminin tırmanan ekonomik yansımalarıyla yeni bir sınavla karşı karşıya kaldı. Bölgede artan enerji maliyetleri, hayat pahalılığının ötesine geçerek kamu bütçelerini sarsan derin bir mali krize dönüşme riski taşıyor.
Avrupa, ABD-İsrail-İran geriliminin tırmanan ekonomik yansımalarıyla yeni bir sınavla karşı karşıya kaldı. Bölgede artan enerji maliyetleri, hayat pahalılığının ötesine geçerek kamu bütçelerini sarsan derin bir mali krize dönüşme riski taşıyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki sert yükselişler, AB kurumlarında 2022’deki krizin tekerrür etmesi endişesini artırırken, hükümetlerin manevra alanını kısıtlıyor.
AB’den üye ülkelere “hedefli destek” uyarısı
Avrupalı yetkililer, üye ülke hükümetlerine enerji fiyatlarındaki artışa karşı uygulanan destek programları konusunda uyarıda bulundu. Yapılan açıklamalarda, bu desteklerin kontrolsüz bir şekilde genişletilmemesi, aksine zamanla sınırlandırılması ve sadece en çok ihtiyaç duyan kesimlere odaklanması gerektiği vurgulandı. Bu stratejiyle, kamu harcamalarındaki aşırı artışın engellenmesi ve ekonomilerde oluşabilecek yapısal bozulmaların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Mali piyasalarda “2022 senaryosu” endişesi
Avrupa Birliği (AB) kurumları, 2022 yılındaki enerji krizinde uygulanan geniş çaplı desteklerin bütçe açıklarını ve kamu borçlarını artırdığına dikkati çekiyor. Mevcut ekonomik konjonktürde büyümenin yavaşlaması ve kırılganlığın artması, benzer bir senaryonun çok daha ağır sonuçlar doğurabileceği endişesini beraberinde getiriyor.
Enerji maliyetleri enflasyonu tetikliyor
Gerilimin tırmanmasıyla birlikte Avrupa enerji piyasalarında ciddi fiyat hareketlilikleri gözlendi. Doğalgaz fiyatları yüzde 60, Brent petrolün varil fiyatı ise yüzde 50’den fazla artış gösterdi. Bu durum elektrik, yakıt ve nakliye maliyetlerine yansırken, enflasyon verilerini de yukarı yönlü baskılıyor. İtalya, İspanya ve Polonya gibi ülkeler, toplumsal talepler doğrultusunda akaryakıt vergilerinde indirime gitmek durumunda kaldı.
Bütçe disiplini ve sosyal refah ikilemi
Avrupalı hükümetler, bir yanda vatandaşların refahını korumak için vergi indirimi ve destek sağlamak, diğer yanda ise bütçe disiplinini korumak arasında sıkışmış durumda. İtalya Ekonomi Bakanı Giancarlo Giorgetti gibi isimler, AB’nin yüzde 3’lük bütçe açığı sınırını içeren mali kurallarında esneklik talep ederken; bazı ülkeler ise enerji devlerinin elde ettiği fahiş karlara ek vergi getirilmesini savunuyor.
Krizin sanayi ve istihdama sıçrama riski
Ekonomistler, yüksek enerji maliyetlerinin sanayiden hizmet sektörüne, oradan da istihdam piyasasına sıçrayabileceği “ekonomik bulaşma” riskine işaret ediyor. Enflasyonun yüksek seyretmesi durumunda Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) sıkı para politikasını sürdürmesi, borçlanma maliyetlerini artırarak hem şirketlerin hem de devletlerin üzerindeki yükü daha da ağırlaştırabilir.
Avrupa, toplumsal huzursuzluk ile mali çöküş arasında hassas bir denge kurmaya çalışırken, bölgenin ekonomik geleceği bu süreçte alınacak stratejik kararlara bağlı görünüyor.