BAŞKENTLER (SANA) – Petrol arzı eksikliği ve fiyatların rekor seviyelere yükselmesi endişelerinin artmasıyla, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üye ülkeleri, 1974’te ajansın kuruluşundan bu yana en büyük koordineli müdahale kapsamında stratejik rezervlerinden 400 milyondan fazla varil petrolü piyasaya sürme kararı aldı.
Bu adım, ABD-İsrail-İran savaşının yol açtığı ciddi bozulmalar ve dünya enerji ticareti için kritik öneme sahip Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin kesintiye uğraması ortamında atıldı.
Adımın piyasaları hızla sakinleştirmedeki önemi büyük olsa da, kayıp arzın büyüklüğüne kıyasla etkisi sınırlı kalıyor. Bu durum, gerçek arz eksikliğini telafi edip edemeyeceği veya krizin seyri netleşene kadar piyasaya geçici bir nefes alma alanı sağlayan kısa vadeli bir önlem olup olmadığı konusunda soru işaretleri doğuruyor.
Yarım Asırlık En Büyük Petrol Müdahalesi
Karar, ajansın altıncı koordineli müdahalesi olmasına rağmen, hacim açısından en büyüğü olarak öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen küresel petrol ve sıvılaştırılmış gaz ticaretinin yaklaşık beşte biri neredeyse tamamen durdu.
ABD, yaklaşık 172 milyon varille en büyük katkıyı sağlarken, Japonya 80 milyon varille ikinci sırada yer aldı. Kanada, Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkeleri ise ham petrolün yanı sıra rafine ürünler de piyasaya sunuyor.
Zaman Faktörü: Etki Kademeli Olacak
Açıklanan miktar büyük olsa da, gerçek etki günlük çekim hızına bağlı olacak. Enerji ticareti şirketlerinin tahminlerine göre, piyasaya ulaşacak günlük miktar yalnızca 2 ila 4 milyon varil arasında değişecek. Bu rakam, mevcut kesintilerin büyüklüğüyle karşılaştırıldığında sınırlı kalıyor. Ayrıca, rezervlerin büyük kısmının teslimi yaklaşık 120 gün sürecek; bu da kararın etkisinin kademeli olacağı anlamına geliyor. İlk teslimatlar ise iki hafta içinde yapılabilir.
Arz Açığı Telafi Kapasitesinin Üzerinde
Bloomberg ve uluslararası enerji kuruluşlarının tahminlerine göre, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin durması günlük 11 ila 16 milyon varil petrol arzının kaybına yol açabilir. Oysa boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil geçiyor. Günlük 2 ila 4 milyon varil rezervin piyasaya sürülmesi ise bu açığı telafi etmeye yetmiyor; temel amaç, sert bir fiyat şokunu önlemek.
Krize Çözüm Değil, Zaman Kazanma Aracı
Sanayileşmiş ülkeler, büyük acil durumlarda piyasaya zaman kazandırmak için stratejik rezervlere başvuruyor. Mevcut kriz özelinde, IEA piyasanın istikrarının Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin yeniden başlamasına bağlı olduğunu vurguluyor; bu da stratejik rezervlerin kalıcı bir alternatif olamayacağını gösteriyor.
Fiyatları Sakinleştirme, Arzı Telafi Etme Değil
Kararın açıklanması, varil başına 120 dolara yaklaşan petrol fiyatlarını düşürerek piyasaları şimdilik yatıştırdı. Bu durum, kararın psikolojik etkisinin önemini ortaya koyuyor, ancak sürdürülebilir bir istikrar sağlamıyor. Etki, Körfez’deki güvenlik durumuna bağlı olarak değişkenliğini koruyor.
Karar, G7’nin küresel ekonomiyi yeni bir enflasyon dalgasından koruma çabalarıyla da örtüşüyor ve Hürmüz Boğazı’ndaki kesintinin süregelmesinin yarattığı hassasiyetin Batılı ülkeler tarafından fark edildiğini gösteriyor. Bu nedenle stratejik rezervlerden çekim, hem ekonomik hem de politik nitelikli bir adım olarak görülüyor; hedef, ani bozulmayı sınırlamak ve diplomasiye krizin daha da genişlemesini önleyecek ek bir alan sağlamak.
R.H/R.M