ŞAM (SANA) – Suriye’nin kuzeybatısında, Halep kırsalında yükselen Saman Kalesi, yalnızca bir tarihî yapı değil; inanç, iktidar ve savaşın yüzyıllar boyunca aynı taşlarda iz bıraktığı nadir mekânlardan biridir. Antik bir kilise olarak başlayan bu yapı, zamanla askerî bir kaleye dönüşerek bölgenin çok katmanlı tarihine tanıklık etti.
Bir Aziz Etrafında Doğan Mimari
Saman Kalesi, Halep’in yaklaşık 40 kilometre kuzeybatısında, Darat Izza yakınlarında yer alıyor. Yapının kökeni, 5. yüzyılın sonlarına uzanıyor. Bizans İmparatoru Zeno döneminde inşa edilen haç planlı kilise kompleksi, asetik yaşamıyla tanınan Aziz Simeon Stilites’in üzerinde yaşadığı sütunun çevresinde şekillendi. Bu sütun, yapının hem mimari hem de sembolik merkezini oluşturdu.
Zamanla vaftizhane, keşiş hücreleri ve ibadet alanlarıyla genişleyen kompleks, erken Hristiyanlığın Doğu’daki en önemli hac merkezlerinden biri hâline geldi.
Deprem, Dönüşüm ve Askerî Kimlik
6. yüzyılın başlarında yaşanan büyük deprem, kilise dâhil olmak üzere yapının önemli bölümlerinde ağır tahribata yol açtı. Buna rağmen alan tamamen terk edilmedi. Bölgenin Arap Müslüman güçlerin kontrolüne geçmesinden sonra da kilise ve manastır işlevini bir süre korudu.
Merkezî otoritenin zayıfladığı dönemlerde Bizanslılar bölgeyi yeniden tahkim ederek yapıyı askerî amaçlarla kullandı. Bu aşamadan sonra alan, Saman Kalesi olarak anılmaya başlandı. Kale, yaklaşık bir yüzyıl boyunca Bizans’ın Hamdanî Emirliği’ne karşı sınır savunma hattında önemli bir rol üstlendi. Bu dönemde yapı restore edildi, mozaiklerle süslendi ve askerî altyapıyla güçlendirildi.
Terk Edilişten Arkeolojik Miraslara
986 yılında Hamdanîler, ardından 11. yüzyılın başında Fatımîler kaleyi kontrol altına aldı. Zamanla stratejik önemini yitiren Saman Kalesi yavaş yavaş terk edildi ve tarih sahnesindeki rolü sona erdi.
Günümüzde kale, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Listesi’nde yer alan önemli bir arkeolojik alan olarak korunuyor. Halep Eski Eserler Dairesi’ne göre, 2019’daki çatışmalar sırasında özellikle Aziz Simeon’un sütununu çevreleyen bölümler topçu ateşiyle zarar gördü ve sütunun bazı kalıntıları kayboldu.
Yetkili kurumlar, alanın stabilizasyonunu sağlamak ve Saman Kalesi’ni yeniden ziyaretçilere ve dinî hacılara açmak amacıyla koruma ve restorasyon çalışmalarını sürdürüyor.
Saman Kalesi, bugün hâlâ taşlarıyla konuşan bir mekân. Bir zamanlar dua edilen, ardından savunulan bu yapı; Suriye’nin tarih boyunca nasıl değiştiğini, ama hafızasını nasıl koruduğunu sessizce anlatmaya devam ediyor.
R.Y








