ŞAM (SANA) – Başkent Şam‘ın Eski Şehir bölgesinde yer alan Midhat Paşa Çarşısı, yalnızca bir alışveriş alanı değil, kentin binlerce yıla yayılan tarihinin gündelik hayatla iç içe aktığı canlı bir mekân olarak öne çıkıyor.
Çarşı, Antik Çağ’dan bu yana kullanılan ve Batı kaynaklarında Via Recta olarak anılan tarihi güzergâh boyunca uzanıyor. Bu durum, Midhat Paşa Çarşısı’nı geçmiş ile bugünün kesintisiz biçimde buluştuğu nadir kentsel alanlardan biri hâline getiriyor.
Antik Bir Yolun Günümüzdeki En Canlı Bölümü
Via Recta, tarihçiler tarafından dünyanın en eski sürekli yerleşim görmüş caddelerinden biri olarak kabul ediliyor. Cadde, Hristiyan kutsal metinlerinde de anılarak, dini tarih açısından özel bir konuma sahip bulunuyor.
Bugün bu antik hat, Şam’ı doğudan batıya kat ederek Bab El-Cabiye ile Bab Şarki kapılarını birbirine bağlıyor. Midhat Paşa Çarşısı ise bu güzergâhın en hareketli ve en yoğun kullanılan kesimini oluşturuyor.
Gün boyunca yaya hareketliliği, ticaret ve sosyal etkileşim bu hatta yoğunlaşırken, antik bir yolun modern şehir yaşamına nasıl uyum sağladığı açık biçimde gözlemleniyor.
Osmanlı Döneminde Şekillenen Bir Ticaret Aksı
Midhat Paşa Çarşısı, bugünkü görünümünü 19. yüzyılın sonlarında Osmanlı döneminde kazandı. 1878 yılında dönemin Şam Valisi Midhat Paşa’nın talimatıyla cadde üzeri örtülerek, hem ticari faaliyetlerin düzenlenmesi hem de yaya geçişinin kolaylaştırılması amaçlandı.
Bu düzenleme, antik güzergâhın korunmasını sağlarken, Şam’ın ticari dokusunu dönemin ihtiyaçlarına uyarlayan önemli bir şehircilik hamlesi olarak değerlendiriliyor. Böylece çarşı, tarihsel sürekliliğini koruyarak yeni bir işlev kazandı.
Kısa sürede Midhat Paşa Çarşısı, Eski Şehir’in ana ticaret arterlerinden biri hâline gelerek, Şam’ın ekonomik ve sosyal yaşamında merkezi bir rol üstlendi.
Hristiyan Mirasıyla İç İçe Bir Çevre
Çarşının bulunduğu bölge, ticari öneminin yanı sıra dini mirasıyla da dikkat çekiyor. Via Recta’ya açılan dar sokaklardan birinde yer alan Aziz Hananya Şapeli, Hristiyan geleneğinde önemli bir yere sahip bulunuyor.
Geleneksel anlatılara göre bu mekân, Aziz Pavlus’un dönüşümünün ardından ağırlandığı yer olarak kabul ediliyor. Bunun yanı sıra çevrede farklı mezheplere ait kilise ve manastırların bulunması, Şam’ın tarih boyunca koruduğu çok dinli yapıyı gözler önüne seriyor.
Bu özellik, Midhat Paşa Çarşısı çevresini yalnızca ticaretin değil, kültürel ve dini hafızanın da merkezlerinden biri hâline getiriyor.
Hamidiye Çarşısı ile Süreklilik
Midhat Paşa Çarşısı, Şam’ın en tanınmış ticaret alanlarından biri olan Hamidiye Çarşısı’na birkaç dakikalık yürüme mesafesinde bulunuyor.
Bu iki çarşı birlikte, Eski Şehir’in ticari omurgasını oluşturuyor. Geleneksel zanaatlar, gündelik ihtiyaçlar ve bölgesel ticaret, bu hat üzerinde kesintisiz biçimde sürdürülüyor.
Böylece Şam’da ticaret, yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak değil, kentsel hafızayı canlı tutan bir unsur olarak varlığını koruyor.
Zanaat ve Günlük Hayatın Buluştuğu Nokta
Midhat Paşa Çarşısı’nda kumaşlar, geleneksel giysiler, bakır işlemeleri, baharatlar, parfümler ve el sanatları ürünleri sunan dükkânlar yan yana sıralanıyor.
Bu dükkânlar, kuşaktan kuşağa aktarılan zanaat bilgisinin günümüzdeki temsilcileri olarak öne çıkıyor.
Çarşı, bu yönüyle yalnızca alışveriş yapılan bir alan değil, Şam’ın el emeğine dayalı üretim kültürünün sürdürüldüğü yaşayan bir mekân niteliği taşıyor.
Taş kemerleri, dar dükkânları ve kalabalık atmosferiyle Midhat Paşa Çarşısı, geçmişin Şam’da hâlâ gündelik hayatın bir parçası olduğunu hatırlatan güçlü bir simge olmaya devam ediyor.
Tarihin içinden geçen Midhat Paşa Çarşısı, antik bir yol üzerinde şekillenen ve yüzyıllar boyunca değişmeden canlı kalan nadir mekânlardan biri olarak öne çıkıyor.
Ticaret, inanç ve gündelik yaşamın iç içe geçtiği bu çarşı, Şam’ın medeniyetler arası buluşma noktası olma özelliğini bugün de koruduğunu gösteriyor.
André Chatta




