ŞAM (SANA) – Almanya’da yaşayan Suriyeli mültecilerin özgürleştirilme öncesi ve sonrasındaki durumlarını yansıtmak amacıyla, Kültür Bakanlığı, geçen Çarşamba günü Arap-Alman Kültür Evi “Darına” ile işbirliği içinde kültürel bir etkinlik düzenleyerek üç kısa film gösterimi gerçekleştirdi.
Meze’deki Arap Kültür Merkezi sahnesinde gerçekleştirilen etkinlik, izleyicilere umut ve sıkıntılar arasında Suriyeli genç sanatçılarca çekilmiş filmler aracılığıyla hem gurbet hem vatan deneyimlerini aktardı; ortak paydanın “Suriye sevgisi ve inancı” olduğu vurgulandı.
Gerçek Deneyimlerden Sinemaya
Etkinliği yöneten sunucu Yara Celal, SANA muhabirine yaptığı açıklamada, filmlerin sadece ekrandaki görüntüler ya da takip edilecek senaryolar olmadığını, aksine gerçek yaşamdan gelen, yaşayan bir deneyim olduğunu belirtti.
Celal, “Bu filmler, uzun yıllar boyunca Suriyelilerin yüzlerinde iz bırakan zorlukları anlatıyor” diyerek, Alman-Suriyeli kültürel işbirliğinin “Darına” ile Almanya’da Suriyeli topluluğun gerçek yüzünü ortaya koyan bir platform yarattığını ifade etti.
“Darına”nın yöneticisi Ruba El Kudsi ise bu etkinliğin Darına için Suriye’de gerçekleştirilen ilk faaliyet olduğunu ve başlangıcın özgür Şam’dan yapılmasının önemine dikkat çekti. 2012’de fikri doğan derneğin 2019’da resmi kayıt süreçlerini tamamladığını; Almanya’daki çeşitli eyaletler ile Kültür Bakanlığı, medya kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle faaliyetlerini sürdürdüğünü söyledi.
El Kudsi, gönüllü Suriyeli ve Arap katılımcılarla fuarlar, sanat koroları ve film kulüpleri aracılığıyla mültecilik, ırkçılık gibi konuları tartışmayı, gençlerin projelerini sunmayı ve diğer Suriyeli derneklerle işbirliği yapmayı amaçladıklarını belirtti.
Irkçılığın Gölgeleri
Gösterilen ilk film “Viola”, doğal afetlerin bitki örtüsüne etkisini sembolik olarak dünya çapındaki savaşlara da bağlayarak ele alıyor. Senaryosu ve diyalogları Şehrzad Kanu’ya, yönetmenliği Halid El Hemsi’ye ait olan film, genç Noha Amin’in sınırları yasa dışı şekilde aşarak “Viola” adlı çiçeği iklim felaketinden korumak için Norveç’teki Svalbard Bilimsel Deposu’na ulaştırma çabalarını konu alıyor; yolculuğu gözaltı ve soruşturmayla kesintiye uğruyor ve kaderi Viola ile birleşiyor.
İkinci film “Yasemin”, aynı yönetmen ve senarist tarafından hazırlanmış olup, mülteci ülkesindeki Suriyeli kadının zorluklarını işliyor. Yasemin, ergenlik çağındaki kızı ile birlikte ev temizliği gibi ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyor; fakat müzik ve şarkı söyleme yeteneğiyle kendini kabul ettirmeyi başarıyor.
“Dry3” adlı üçüncü film ise Almanya’da farklı geçmişlerden gelen üç mültecinin direniş öykülerini aktarıyor. Suriyeli genç Dawud, özgürleşme sonrası Almanya’da uygun iş bulmak için çıktığı 38 iş görüşmesinde ırkçılık nedeniyle başarısız oluyor; Gana asıllı Riko kiralık oda bulamıyor; Suriyeli Yumna ise tesettürü yüzünden maruz kaldığı ayrımcılığı anlatıyor.
İçerideki Suriyelilerle Bağ ve Kültürel Halkla İlişki
Habere göre, senarist ve yönetmen Kanu, bu filmlerin Suriye içindeki halka, yurt dışına çıkmış Suriyelilerin çalışmalarından haberdar olmaları açısından bu dönemde önemli olduğunu söyledi. Ayrıca, Frankfurt’ta düzenlenmesi planlanan etkinlik için içerden gelebilecek her Suriyeli işi memnuniyetle kabul ettiklerini belirtti.
Dramatik yazar Said El Hanavi de bu tür kültürel yapıtların Suriyelilerin acılarını samimi ve şeffaf biçimde yansıttığını ifade etti ve benzer çalışmaların artırılması çağrısında bulundu.


