Suriye’de devrik rejimin önde gelen isimlerine yönelik yargılamalar, ağır ihlallerin hesabının sorulması, mağdur haklarının korunması ve ulusal yargının güçlendirilmesi açısından kritik önem taşıyor.
Şam (SANA) – İki insan hakları kuruluşu, devrik rejimin önde gelen isimlerine yönelik devam eden yargılamaların Suriye’deki geçiş adaleti sürecinde kritik bir dönüşüm oluşturduğunu ve ağır ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesini sağlayacak ulusal bir yargı yolunun yerleşmesi yönünde temel bir adım olduğunu belirtti.
Kuruluşlar, bu yargılamaların mağdurların haklarını güçlendirdiğini ve hukukun üstünlüğü ilkesini pekiştirdiğini vurguladı.
İki kuruluş 15 Ağustos’ta SANA’ya yaptıkları açıklamada, bu yargı sürecinin insan hakları alanındaki belgeleme dosyalarını ulusal mahkemelere taşıdığını, mağdurların giderim hakkını güvence altına aldığını, hesap verebilirlik ilkesini yerleştirdiğini ve cezasızlığın önlenmesini sağladığını ifade etti.
Hesap verebilirlik karşısında hiçbir dokunulmazlığa yer yok
Özgür Suriyeli Hukukçular Birliği İcra Direktörü avukat Samer El-Dayii, devrik rejimin önde gelen isimlerine yönelik devam eden yargılamaların adalet sürecinde kritik bir dönüşümü temsil ettiğini ve ağır ihlallerle ilgili hesap verebilirlik karşısında hiçbir dokunulmazlığa yer olmadığına dair açık bir mesaj verdiğini söyledi.
El-Dayii, yargılamaların öneminin dosyalar ile insan hakları ihlallerine ilişkin belgelerin ulusal yargıya taşınmasında ve mağdurlar ile tanıkların kendi ülkelerinin kurumları önünde haklarını talep edebilmelerinin sağlanmasında yattığını belirtti.
Adil yargılama standartlarına bağlılık
Özgür Suriyeli Hukukçular Birliği İcra Direktörü, bu sürecin karar alıcılar ile baskı sisteminden sorumlu yöneticileri de kapsayacak şekilde sistematik olarak genişletilmesi gerektiğini vurguladı.
El-Dayii, bunun adil yargılama standartları, savunma hakkı ve yargı bağımsızlığına sıkı biçimde bağlı kalınarak yapılması gerektiğini ifade etti.
Söz konusu adımların kurumsal istikrarı güçlendiren, zarar görenlerin haklarını ve zararların giderilmesini güvence altına alan bütünleşik bir ulusal sürecin temelini oluşturduğuna dikkati çeken El-Dayii, hukukun üstünlüğünün ve sorumluların adil yargı çerçevesinde hesap vermesinin yargıya ve devlet kurumlarına duyulan güveni pekiştireceğini belirtti.
Devletin inşası ve hukukun üstünlüğü hesap verebilirlikle başlar
İstikrar Destek Birimi bünyesindeki “Rasıd Suriye” Toplumsal Ağı Direktörü, uluslararası ceza hukuku ve insan hakları uzmanı Mutasım Billah El-Kilani, bu yargılamaların Suriye’deki geçiş adaleti sürecinde merkezi bir rol oynadığını söyledi.
El-Kilani, yargılamaların mağdurların giderim hakkını yalnızca ahlaki bir talep olmaktan çıkararak uygulamaya dönük hukuki bir sürece taşıdığını, devletin inşası ve hukukun üstünlüğünün intikamla değil, hesap verebilirlikle başladığını ortaya koyduğunu belirtti.
Bu yargılamaların bağımsız bir süreç oluşturmadığını ifade eden El-Kilani, ihlallerin tekrarlanmasının önlenmesi için sürecin hakikatin ortaya çıkarılması, zararların giderilmesi, toplumsal hafızanın korunması ve kurumsal reformla eş zamanlı olarak tamamlanması gerektiğini kaydetti.
El-Kilani, soruşturmalar ile belge ve tanıklıkların toplanmasının yalnızca doğrudan faillerle sınırlı kalınmasının aşılmasına, emir-komuta zinciri ile bireysel cezai sorumluluğun daha geniş biçimde anlaşılmasına yardımcı olduğunu belirtti.
Bunun emir veren, azmettiren veya yardım edenlerin yanı sıra suçlardan haberdar olan ya da haberdar olmaları gerektiği halde suçları önlemeyen komutanları da kapsadığını aktaran Kilani, böylece sorumluluğun kolektif veya aidiyete dayalı değil, kişisel olduğu ilkesinin pekiştirildiğini ifade etti.
Suçların sistematik bağlamı içinde nitelendirilmesi
“Rasıd Suriye” Toplumsal Ağı Direktörü, yargılamaların öldürme, işkence, zorla kaybetme ve zorla yerinden etme suçlarının sistematik bağlamları içinde nitelendirilmesine katkı sağladığını söyledi.
El-Kilani, bunun söz konusu eylemlerin uluslararası hukuk ölçütlerine göre savaş suçu veya insanlığa karşı suç olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin incelenmesine imkan tanıdığını belirtti.
Tanıkların ve hayatta kalanların korunmasının, risklerin değerlendirilmesinin, psikolojik ve hukuki destek sağlanmasının önemini vurgulayan Kilani, bunların savunma hakkı güvence altına alınarak gerçekleştirilmesi gerektiğini kaydetti.
El-Kilani, duruşmaların kamuya açık yapılmasının, gerekçeli kararların yayımlanmasının ve delillerin arşivlenmesinin, gelecek nesiller için hakikati koruyan kamusal bir kayıt oluşturulmasına katkı sağladığını ve cezasızlığa yer olmadığı ilkesini pekiştirdiğini ifade etti.
Şam 4. Ceza Mahkemesi geçen salı, devrik rejimin başı Beşar El-Esad ile suçlu Atıf Necib ve diğer firari suçlular Mahir Hafız El-Esad, Fehd Casım El-Ferec, Muhammed Eymen Ayuş, Lüay Ali El-Ali, Kusay İbrahim Meyhub, Vefik Salih Nasır ve Talal Faris El-Aysami hakkında idam kararı vermişti.
N.W.A/ R.Y