باستخدام هذا الموقع ، فإنك توافق على سياسة الخصوصية و شروط الاستخدام .
Almak
Suriye Arap Haber Ajansı (SANA)
  • SANA Haberleri
  • Suriye
  • Orta Doğu
  • Ekonomi
  • Politika
  • Dünya
Reading: Bölgesel Güvenlikte Yeni Dönem: Silahın Yalnızca Devletin Elinde Olması
  • AR
  • EN
  • FR
  • ES
  • KU
  • Suriye ve Türkiye
  • Kültür
  • Spor
  • Video
  • Fotoğraf
  • Çeşitli
Suriye Arap Haber Ajansı (SANA)Suriye Arap Haber Ajansı (SANA)
  • SANA Haberleri
  • Suriye
  • Orta Doğu
  • Ekonomi
  • Politika
  • Spor
  • Dünya
Aramak
  • SANA Haberleri
  • Haber Kategorileri
    • Politika
    • Kültür
    • Video
    • Fotoğraf
    • Çeşitli
  • Diller
    • العربية
    • English
    • Español
    • Français
    • Kurdî
Takip
Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) > SANA Haberleri > Suriye > Bölgesel Güvenlikte Yeni Dönem: Silahın Yalnızca Devletin Elinde Olması

Bölgesel Güvenlikte Yeni Dönem: Silahın Yalnızca Devletin Elinde Olması

Yayınlandı: 2026/08/14 8:32 PM
Güncellendi: 2026/08/14 8:32 PM

Bölgedeki güvenlik dengesi, silahın yalnızca devletin tekelinde olması kuralının yükselişi ve sınır ötesi silahlı oluşumlar mantığının gerilemesiyle kökten değişiyor.

Şam (SANA) – Bu dönüşümün merkezinde, çok sayıda silahlı güç ve oluşumun bulunduğu bir dönemden güvenlik ve askeri karar mekanizmalarının birleştirilmesi sürecine geçen Suriye yer alıyor. Suriye’deki bu sürece, devlet otoritesini yeniden tesis etmek ve topraklarının bölgesel çatışmalarda kullanılmasını önlemek amacıyla Irak ve Lübnan’da atılan benzer adımlar eşlik ediyor.

Bu bağlamda Suriye Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad El-Şeybani, ağustos ayı içinde Türkiye Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Türk mevdidaşı Hakan Fidan ile yaptığı görüşmede, bölgenin meşru çerçevenin dışındaki tüm silahlı oluşumların sonlandırılmasını esas alan tek bir istikrar kuralına doğru net bir şekilde ilerlediğini vurguladı. El-Şeybani, Suriye’nin, Irak ve Lübnanlı kardeşlerin bölgenin istikrarını güçlendirmek için öncülük ettiği çaba ve adımları destekleme konusunda mutabık kaldığını belirtti.

Bu yaklaşım, Suriye’nin kendi yaşadığı dönüşüm itibarıyla ayrı bir önem taşıyor. Devrik rejim döneminde ülke, İran’ın Irak’tan Suriye toprakları üzerinden Lübnan’a uzanan bir nüfuz ağı kurmak için faydalandığı, çok sayıda silahlı gücün ve iç içe geçmiş güvenlik-askeri karar merkezlerinin bulunduğu açık bir saha halindeydi. Bu durum, bölgenin sürekli bir istikrarsızlık ve devlet otoritesi dışındaki silah kullanımı durumuyla baş başa kalmasına yol açmıştı.

Çoklu güç yapısından merkezi otoriteye geçiş

Suriye’nin kurtuluş aşamasından devlet inşa aşamasına geçmesiyle birlikte, devrik rejimin devrilmesine katılan güçlerin yeniden teşkilatlandırılması meselesi kritik bir meydan okuma olarak ortaya çıktı. Bu durum, savaş yıllarının dayattığı askeri çokluluğun, yeni devletin içindeki kalıcı bir güç odakları çokluluğuna dönüşmesini engellemeyi amaçlıyordu.

Süreçteki ilk net adım, o dönemki Suriye yeni yönetimin lideri Ahmed El-Şara’nın 24 Aralık 2024’te devrimci grupların liderleriyle bir araya geldiği toplantı oldu. Bu toplantı, tüm grupların feshedilerek Savunma Bakanlığı çatısı altında birleştirilmesi kararıyla sonuçlandı. Savunma Bakanlığı, askeri grupların bakanlığa katılım adımlarını ve silahlı kuvvetlerin örgütsel yapısında istikrarı sağlamaya yönelik yol haritasını görüşmek üzere 6 Ocak 2025’te gruplarla oturumlar düzenlemeye başladı.

Böylece grupların birleştirilmesi yalnızca askeri bir yeniden yapılandırma olmayıp, devlet inşasının ta kendisinin bir parçası haline geldi. Bu hamle, silahın birden fazla oluşum arasında dağıldığı döneme son verilerek tek bir orduya, güvenlik kurumlarına ve egemen karar mekanizmasına geçişi sağladı.

Bu sürecin ilerlemesiyle birlikte Suriye İdaresi, çeşitli Suriyeli bileşenlerle ilgili dosyaları da devlet içi ortaklık temelinde ele almaya yöneldi. Böylece etnik veya siyasi kimliklere ait hususiyetlerin, devletten bağımsız silahlı oluşumların varlığı için bir gerekçe haline gelmesi engellendi.

SDG’nin entegrasyon süreci ve atılan adımlar

Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bir askeri ve idari yapıya sahip olması ve dosyanın ABD‘nin rolü başta olmak üzere bölgesel ve uluslararası dengelerle bağlantılı bulunması nedeniyle “SDG” dosyası, devletin birleştirilmesi sürecindeki en karmaşık testlerden birini oluşturdu.

10 Mart 2025’te Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara ile Mazlum Abdi arasında varılan anlaşma; sınır kapıları, havalimanı, petrol ve gaz sahalarının devlet idaresine devredilmesi de dahil olmak üzere Suriye’nin kuzeydoğusundaki sivil ve askeri kurumların Suriye devleti idaresine entegre edilmesi için bir çerçeve belirledi. Anlaşmada ayrıca Suriye’nin toprak bütünlüğüne bağlılık, bölünme çağrılarının reddedilmesi ve Kürt toplumunun haklarının güvence altına alınması vurgulandı.

Bu süreç, 29 Ocak’ta Haseke’nin geleceği ve entegrasyon mekanizmalarıyla ilgili icraî mutabakatlarda yeni bir aşamaya evrildi. Bu kapsamda SDG’ye ait askeri ve güvenlik güçlerinin Savunma ve İçişleri bakanlıklarına, sivil kurumların ise Suriye hükümetinin yapısına entegre edilmesi kararlaştırılırken, icraî detaylara ilişkin müzakereler sürdürüldü.

Bu süreç geçtiğimiz günlerde daha da güçlendi. 3 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı El-Şara, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani ile iki ilişkileri ve bölgedeki gelişmeleri görüştü. Barzani, tüm bileşenlerinin haklarının korunduğu, istikrarlı ve birleşik bir Suriye’ye desteğini ileterek Suriye’nin bölgede barış, güvenlik ve istikrarın güçlendirilmesindeki önemine işaret etti.

Bunu takip eden günde ise Cumhurbaşkanı El-Şara, Halk Sarayı’nda Mazlum Abdi’yi kabul ederek 29 Ocak anlaşmasının uygulanmasının tamamlanmasını ve devlet kurumlarına entegrasyon sürecinin takip edilmesini ele aldı.

Bu gelişmeler, “SDG” dosyasının ilke anlaşması aşamasından uygulama ve takip aşamasına geçtiğini ortaya koyuyor. Kurumları güvenlik ve askeri kararları tekeline alan birleşik bir devlete doğru yönelimi güçlendirmek adına bazı icraî detaylar ise tamamlanmayı bekliyor.

ABD ile ilişkilerde yeni sayfa ve bölgesel yansımaları

Suriye’nin birleşik bir devlete doğru geçişi, ABD ile ikili ilişkilerin yeniden inşası ve ekonomik-güvenlik iş birliği ufuklarının açılması için istikrar ve birliği bir giriş kapısı olarak görmeye başlayan Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkilerin yeniden kurulmasından bağımsız gerçekleşmedi.

7 Temmuz’da ABD Başkanı Donald Trump, Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara’nın sağladığı istikrarı ve ülkeyi birleştirme becerisini övdü. İkilinin ertesi gün Ankara’da gerçekleştirdiği görüşmede Trump, Suriye’nin terörü destekleyen ülkeler listesinden çıkarılması prosedürlerinin başlatıldığını duyurarak bu adımın Suriye’nin yeniden inşasının önündeki engelleri kaldırmayı ve iki ülke arasındaki ortaklığı derinleştirmeyi amaçladığını belirtti.

Bu durum, Suriye’nin uluslararası güvenlik düzenlemelerine dahil olmasıyla da örtüşmektedir. DEAŞ’a Karşı Uluslararası Koalisyon, geçtiğimiz şubat ayında Suriye’nin yeni bir üye olarak katılımını memnuniyetle karşılamış; terör örgütünü yenilgiye uğratmak için Suriye hükümetiyle çalışmaya hazır olduğunu belirtmişti. Koalisyon ayrıca, Suriye hükümeti ile SDG arasındaki kapsamlı anlaşmayı ve güçlerinin devlet kurumlarına entegrasyon edilmesine yönelik düzenlemeleri memnuniyetle karşılayarak Suriye hükümetinin DEAŞ ile mücadele çabalarında ulusal liderliği üstlenme niyetine dikkat çekmişti.

Böylece Şam’ın Washington‘a ve ortaklarına sunduğu mesaj; topraklarını kontrol etme, terörle mücadele etme, uluslararası ekonomik ve siyasi işbirliğine açık olma ve ülkenin birliği ile egemenliğini koruma yeteneğine sahip, birleşik ve istikrarlı bir Suriye denklemi üzerine kuruludur.

İsrail’in saldırıları ve Şam’ın diplomatik duruşu

Suriye, devletin inşası sürecine paralel olarak, başta Şam’ın devlet kurumlarını sabitleştirmeye ve bölgedeki krizleri çözmek için diplomatik seçenekleri öne sürmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşen İsrail saldırıları ve sızmaları olmak üzere dış meydanlarla da karşı karşıya kaldı.

Temmuz 2025’te İsrail, Şam’a yönelik saldırılarını tırmandırdı. Savunma Bakanlığı binası, Genelkurmay Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nı çevresini hedef alan hava saldırılarında ölü ve yaralılar ile maddi hasar meydana geldi; saldırı başkentin kalbindeki egemenlik kurumlarını hedef aldı.

Bu durum, Şam’ın diplomatik yola bağlı kaldığı bir dönemde yaşandı. Cumhurbaşkanı El-Şara, Suriye’nin birkaç ülkenin katılımıyla İsrail ile bir güvenlik anlaşmasına varmaya çalıştığını ve askeri çatışmadan kaçınmayı hedeflediğini vurgularken, hiçbir anlaşmanın işgal altındaki Golan Tepeleri’ndeki haklarına halel getirmeyeceğini belirtti.

Bu gelişmeler, Suriye’nin devletini kalıcı kılma sürecinin kurumlarını yeniden inşa etme süreciyle eş zamanlı olarak dış baskılarla karşı karşıya kaldığını gösteriyor. Ancak Şam, ülkeyi yeniden kaos ortamına ve silahlı kutuplaşmalara sürükleyecek yeni bir çatışmadan kaçınmak adına devlet seçeneğine ve diplomatik çözüme sıkı sıkıya bağlı kaldı.

Lübnan’da devlet otoritesi ve silahsızlanma adımları

Suriye çok sayıda silahlı gücün varlığından kurumların birleştirilmesine geçiş deneyimini yaşarken, Lübnan da bugün farklı koşullar altında benzer bir imtihanla karşı karşıya bulunuyor.

2 Mart’ta Lübnan Bakanlar Kurulu, Hizbullah milislerinin güvenlik ve askeri faaliyetlerinin derhal yasaklandığını duyurdu. Savaş ve barış kararının münhasıran devletin elinde olduğunu vurgulayan hükümet, milislerin silahlarını teslim etmesini ve faaliyetlerini yalnızca siyasi alanda sınırlandırmasını talep etti. Bu adım hükümet tarafından, silahın tek elde toplanmasının pekiştirilmesi ve devletin tüm toprakları üzerindeki egemenliğinin güçlendirilmesiyle ilişkilendirildi.

Arap Birliği de bu kararı memnuniyetle karşılayarak Lübnan devletinin tam otoritesinin tesis edilmesinin ve silahın başta ordu ve resmi güvenlik güçleri olmak üzere yalnızca meşru kurumlarda kalmasının şart olduğunu vurguladı.

Ayrıca Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn ve Başbakan Necib Mikati, haziran ayında savaş ve barış kararının kimin elinde olacağı ile ülke içinde güç kullanma hakkının kime ait olacağı hususlarına değinerek, silahın devletin tekelinde olmasının pekiştirilmesi çağrısını yinelediler.

Böylece Lübnan, tıpkı Suriye’nin ülkeyi özgürleştirdikten sonra kendi içinde sabitleştirmeye başladığı yolla örtüşecek şekilde, güvenlik kararına sahip olan devlet mantığını pekiştirme yönünde ilerliyor.

Irak’ta silahların devlet kontrolüne alınması

Irak ise geniş bir siyasi ve askeri nüfuza sahip, İran yanlısı silahlı grupların varlığı gölgesinde çok daha karmaşık bir testle karşı karşıya bulunmaktadır.

Bu dosyanın hassasiyeti, Irak topraklarından bölge ülkelerine yönelik saldırıların sürmesiyle netlik kazanıyor.

Suudi Arabistan, temmuz ayında İran yanlısı milisler tarafından Irak’tan topraklarına ve tesislerine doğru fırlatılan insansız hava araçlarının engellendiğini duyurarak Irak hükümetinden topraklarının bu tür saldırılara başlangıç noktası olarak kullanılmasını önlemek için gerekli önlemleri almasını talep etti.

Devletin izlediği yolla daha doğrudan bağlantılı bir başka gelişmede ise Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ve Ürdün, Irak Başbakanı’nın silahları en geç 30 Eylül’e kadar devletin tekelinde toplama kararını memnuniyetle karşıladı. Bu ülkeler, İran yanlısı milislerin ve silahlı grupların Irak topraklarından hareketle bölge ülkelerine karşı operasyon düzenlemesini önlemeyi amaçlayan Irak tedbirlerine destek verdiler.

Bu yol, Irak’ın iç güvenliğinin ötesinde bir boyuta sahiptir. Zira silahın devletin tekelinde olması, pratik olarak Irak topraklarının başkalarının çatışmalarına platform olmasının önlenmesi ve Bağdat’ın başta Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri olmak üzere Arap ülkeleriyle olan ilişkilerini koruma kapasitesinin güçlendirilmesi anlamına gelmektedir.

Bölgesel istikrarda yeni vizyon ve Suriye’nin rolü

Bu gelişmeler ışığında, Suriye’nin ülkedeki çok sayıda silahlı oluşum meselesini çözmek, silahın tekelde olmasını bölgesel çevresinde bir istikrar kuralı olarak ortaya koymaya uzanan deneyiminin kendine has özellikleri netlik kazanmaktadır.

Devrik rejim döneminde çok sayıda silahlı güce ve İran’ın nüfuzuna açık sınırlara dayanan bölgesel bir ağın parçası olan Suriye, bugün topraklarını, güvenlik kararını ve bölgesel ilişkilerini kontrol etme kapasitesine sahip birleşik bir devlet inşa etme yolunda ilerlemektedir.

Bu açıdan bakıldığında Şam’ın, her ülkenin kendine özgü koşul ve süreçleri bulunsa da Irak ve Lübnan’ın silahın devletin elinde olması yönündeki çabalarını desteklemesi, kendi iç deneyiminin doğal bir uzantısı haline gelmektedir.

Bölgede şekillenen denklem basit bir kurala dayanmaktadır: Çok sayıda ordunun olduğu yerde kalıcı istikrar, birden fazla karar merkezinin olduğu yerde tam egemenlik, devletlerin toprakları dış güçlerin çatışmalarına açık sahalar olarak kalmaya devam ettiği sürece de bölgesel güvenlik olamaz.

Bu nedenle Suriye’nin grupları feshedip Savunma Bakanlığı bünyesinde birleştirmekten, “SDG” ve kurumlarını devlet bünyesine entegre etmeye kadar izlediği yol; Irak ve Lübnan’da silahın devletin tekelinde olması ile savaş ve barış kararı üzerine devam eden tartışmalarla örtüşerek Suriye sınırlarını aşan bir boyut kazanmaktadır.

Bu temel üzerinden, El-Şeybani’nin “tek istikrar kuralı” ifadesi yalnızca siyasi bir aşamanın nitelendirmesi değil, şekillenmekte olan bölgesel bir sürecin özeti niteliğindedir: Kararlarını geri alan devletler, kurumlarına geri dönen silahlar, nüfuz sahalarından egemenliği koruma araçlarına dönüşen sınırlar ve bölgesel kaos ağındaki bir halka olmaktan çıkıp devlet ile istikrar mantığını pekiştirmeye yönelik bir itici güce dönüşen bir Suriye.


V.K / İ.K

Abdülhamid Akil El-Avak, Suriye Halk Meclisi Başkanlığına Seçildi
Dışişleri Bakanlığı, ABD Başkanı Trump’ın Suriye’ye Uygulanan Yaptırımların Kaldırılması İhtimaline İlişkin Açıklamalarını Memnuniyetle Karşıladı
SANA Genel Müdürü Ve Beraberindeki Heyet, Medya İş Birliğini Artırmak Amacıyla Suriye Haber Kanalı’nı Ziyaret Etti
Rubio: Başkan Trump, Suriye’yi Terör Listesinden Çıkarma Kararını Kongre’ye İletti
Lider El Şara, Amerika’daki Suriye Toplumundan Bir Heyetle Araya Geldi
  • Basın
  • Fotoğraf
  • Bilim ve Teknoloji
  • Video
  • Çeşitli
Etiketler:Dışişleri ve Gurbetçiler Bakanı Esad El-Şeybanisavunma bakanlığıSuriyeSuriye Cumhurbaşkanı Ahmed El-Şara
Bu haberi paylaş
Facebook Whatsapp Whatsapp LinkedIn Telegram Bağlantıyı Kopyala

Editörün Seçimi

Suriye Genelkurmay Başkanı Tümgeneral El-Nasan, ABD’li Askeri Heyeti Kabul Etti

Eylül 8, 2026

Suriye’den Brezilya’ya Bağımsızlık Günü Tebriği

Eylül 8, 2026

Suriye’nin Terör Listesinden Çıkarılması: 47 Yıllık İzolasyonun Ardından Yeni Dönem

Eylül 8, 2026

ABD, İran Petrolünün İhracat Damarlarını Daraltarak “Gölge Filo”yu Kuşatıyor

Eylül 7, 2026
Suriye Arap Haber Ajansı (SANA)

Suriye Arap Haber Ajansı – SANA
Suriye’nin resmî ulusal haber ajansı olup 24 Haziran 1965’te kurulmuştur.
Suriye Enformasyon Bakanlığı’na bağlıdır ve merkezi Şam’dadır.

  • Suriye ve Dünya
  • Cumhurbaşkanlığı
  • Politika
  • Suriye
  • Ekonomi
  • Dünya
  • Kültür
  • Spor
  • Turizm
  • Basın
  • Fotoğraf
  • Bilim ve Teknoloji
  • Video
  • Çeşitli
© Suriye Arap Haber Ajansı. Tüm hakları saklıdır.
Welcome Back!

Sign in to your account

Kullanıcı Adı veya E-posta
Parola

Şifrenizi mi unuttunuz?