Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin El-Baba, yeni Suriye’de hesap sorma sürecinin intikam duygusuyla değil, hukuk devleti ilkeleriyle yürütüleceğini belirtti.
ŞAM (SANA) – Suriye İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Nureddin El-Baba, Suriye halkına karşı suç işleyenlerin hesap vermesinin mağdurların hakkı olduğunu, bu hakkın uygulanmasının ise devletin, yargı ve güvenlik kurumlarının sorumluluğunda de olduğunu vurguladı.
Sözcü El-Baba, Terörle Mücadele Dairesinin devrik rejimin kalıntılarını takibine ilişkin bugün başkent Şam’da düzenlediği basın toplantısında şu ifadeleri kullandı:
“Son günlerde Suriye’nin çeşitli bölgelerinde, devrik rejim döneminde Suriyelilere yönelik işlenen suç ve ihlallerin sorumlularından hesap sorulmasını talep eden halk gösterileri ve oturma eylemleri düzenlendi. Bu talepler, mağdurların ve yakınlarının meşru hakkını yansıtmakla birlikte, toplumun uzun yıllar süren baskı, cinayet ve terörün ardından adaletin tecelli ettiğini görme yönündeki doğal arzusunu ifade etmektedir.”
Hesap sorma, yeni Suriye devletinin resmi taahhüdüdür
Bu doğrultudaİçişleri Bakanlığının; hesap sormanın yalnızca halkın bir talebi değil, aynı zamanda yeni Suriye devletinin resmi bir taahhüdü ve hukuk devleti ile kurumların inşası projesinin temel bir sütunu olduğunu teyit ettiğini belirten El-Baba,”Ancak adaletin fevri duygularla inşa edilemeyeceğini; ön yargılar, rastgele cezalandırmalar veya intikam mantığıyla değil, yalnızca hukuk, deliller ve yetkili yargı kanalıyla tecelli edeceğini vurgulamak gerekir.” dedi.
El-Baba, Suriyelilerin onlarca yıllık istibdadın ardından kişisel heveslerin değil, yasaların hüküm sürdüğü bir devlet kurmayı seçtiklerini ifade etti. Bu nedenle bugünkü görevin sadece suçluların peşine düşmekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bu takibin hakları koruyan, bireysel sorumlulukları belirleyen ve geçmişte Suriyelilerin maruz kaldığı mağduriyetlerin tekrarlanmasını önleyen yasal prosedürlere uygun şekilde yürütülmesini sağlamayı da kapsadığını açıkladı.
Suriye devletinin kurtuluştan bu yana suç ve ihlallere karışanların peşini bırakmadığını, hesap sorma dosyasının hiçbir zaman ertelenen veya ikincil bir konu olmadığını kaydeden El-Baba; İçişleri Bakanlığı başta olmak üzere yetkili kurumların, aranan kişilerin takibi, delillerin toplanması, soruşturmaların tamamlanması ve sorumluların yetkili yargıya sevk edilmesi yönündeki günlük çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti.
Devrik rejime bağlı terör hücresi çökertildi
Sözcü El-Baba, güvenlik güçlerinin son dönemde bir dizi önemli başarıya imza attığını belirterek, bunların en önemlisinin bugün açıklanacağını; uzun süren takip, gözetleme ve soruşturma operasyonlarının ardından devrik rejimin birimleriyle bağlantılı bir güvenlik-terör hücresinin çökertildiğini açıkladı.
Soruşturmaların, bu hücre üyelerinin kurtarılmış bölgelerde devrik rejimin birimleri adına güvenlik kolları gibi faaliyet gösterdiklerini ortaya çıkardığını aktaran El-Baba; bu kişilerin Suriyelilere karşı işlenen suçlardan sorumlu askeri ve güvenlik mercileri adına istihbarat toplama, bilgi aktarma ve koordinat belirleme faaliyetlerine karıştıklarını belirtti. Sözcü ayrıca, bu kişilerin İdlib genelinde ve Cisr El-Şuğur şehrinde sivil bölgeleri hedef alan, masum sivillerin ölümüne ve halk arasında korku yayılmasına neden olan bombalı eylemleri koordine ettiklerini aktardı.
El-Baba, soruşturmalar neticesinde “Ebu Cehil” lakaplı Fadi Maruf ile İsa Gannam adlı şahısların, Kefer Taharim’deki Duveyle Dağı askeri kampının koordinatlarını devrik rejim döneminde “Devlet Güvenlik Şubesi” olarak bilinen birimin başındaki Tuğgeneral Abdurrahman Necm’e aktardıklarının tespit edildiğini söyledi. Sözcü, bu istihbarat paylaşımının kampın doğrudan hedef alınmasına yol açtığını ve Ekim 2020 sonlarında Feylek El-Şam grubuna bağlı 100’den fazla kişinin şehit olmasına ve yaralanmasına neden olduğunu aktardı.
Aynı dava kapsamında gözaltına alınan bazı zanlıların; devrik rejim adına terör eylemlerine karışan kişiler için yerel unsurları devşirerek bilgi topladıklarını, iletişim ve kaçakçılık hatları sağladıklarını, rejimin istihbarat subaylarından mali ve lojistik destek ile talimatlar aldıklarını itiraf ettiklerini açıkladı.
İçişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca, eski Devlet Güvenlik Şubesi’nin eski İstihbarat Dairesi Başkanı Tümgeneral Ahmed Hicazi Hicazi’nin de yakalandığını duyurdu.
Askeri hastanelerdeki ihlaller ve gözaltılar
Devrik rejime bağlı askeri hastanelerde görev yapan ve tutuklulara yönelik ihlallere karışan doktorlar dosyasına da değinen El-Baba, yetkili makamların aralarında 1 tümgeneral, 6 tuğgeneral, 2 albay, 2 yarbay ve 1 yüzbaşının bulunduğu toplam 12 subayı yakalamayı başardığını; suça karışan diğer isimlere yönelik takip ve soruşturma işlemlerinin ise devam ettiğini açıkladı.
Bu operasyonların öneminin sadece aranan kişilerin yakalanmasında yatmadığını, aynı zamanda devletin; eski konumu, nüfuzu, ailevi, mesleki veya mezhepsel bağları ne olursa olsun, suç ve ihlallere karıştığı kanıtlanan herkesin peşine düşeceği yönündeki temel gerçeği teyit ettiğini vurgulayan El-Baba, “Yeni Suriye’de hiçbir suçlu için dokunulmazlık, hiçbir suç ortağı için koruma ve cezasızlıktan kurtulma fırsatı yoktur.” dedi.
Buna karşılık devletin, hesap sorma taleplerinin intikam uygulamalarına, yasa dışı mecralara veya delile dayanmayan toplu suçlamalara dönüşmesini kesin bir dille reddettiğini vurgulayan El-Baba; adaletin, suçlunun yasalar çerçevesinde cezalandırılmasını gerektirdiği gibi masumların korunmasını ve herkes için adil yargılanma hakkının güvence altına alınmasını da şart koştuğunu ifade etti.
Sözcü; geçiş dönemi adaletinin gerçeğin açığa çıkarılması, suçluların hesap vermesi, mağdurların haklarının iade edilmesi, ulusal hafızanın korunması, zararların tazmini ve ihlallerin tekrarlanmamasının güvence altına alınması üzerine kurulu entegre bir ulusal proje olduğunu açıkladı.
Toplumsal istikrarı korumanın hesap sormayla çelişmediğini, aksine bunun başarısının şartlarından biri olduğunu belirten El-Baba, “Deneyimler göstermiştir ki toplumlar intikamla değil adaletle, öfke ve fevriliğin egemenliğiyle değil hukukun üstünlüğüyle iyileşir.” diye konuştu.
Mağdurların haklarının ve şehitlerin kanlarının devlet kurumlarının omuzlarında bir emanet olduğunu, hesap sorma sürecinin kararlılıkla devam edeceğini ve durmayacağını vurgulayan El-Baba; ancak bu sürecin dedikodulara, fevri çıkışlara veya anlık arzulara göre değil; delillere, gerçeklere ve yargı kararlarına dayanan yasal bir hesap sorma olarak kalacağının altını çizdi.
İçişleri Bakanlığı Sözcüsü El-Baba, adaletin devletin yolu, hukukun ise onun aracı olduğunu vurgulayarak; yeni Suriye’nin inşasının ancak güçlü kurumlar, bağımsız bir yargı ve hiç kimseyi istisna tutmayan, hiç kimseye haksızlık etmeyen adil bir hesap verebilirlik mekanizmasıyla mümkün olacağını belirterek sözlerini tamamladı.
V.K / M.Y