Hürmüz Boğazı’nda diplomasi trafiği hızlanırken, Umman’ın önerisi ve ABD-İran gerilimi krizin seyrini belirliyor. Müzakerelerin sonucu enerji piyasaları ve deniz güvenliği açısından kritik önem taşıyor.
Başkentler (SANA) – Hürmüz Boğazı krizinin sahadan giderek müzakere masasına taşınmasıyla birlikte, deniz güvenliğini garanti altına alacak ve yeni bir gerilimin önüne geçecek bir formül arayışı kapsamında diplomatik temaslar yoğunlaşıyor. Bu süreçte, ABD ve İran arasında karşılıklı devam eden tehditler, anlaşmaya varılma ihtimali üzerinde gölge oluşturmaya devam ediyor.
Bu diplomatik girişimlerin merkezinde, Malezya’daki Malakka Boğazı deneyiminden ilham alan bölgesel bir mekanizma yoluyla Hürmüz Boğazı’nın yönetilmesine yönelik Umman önerisi öne çıktı.
Müzakerelerin başarısız olması durumunda güç seçeneğini gündemde tutan ABD Başkanı Donald Trump’ın tutumu ise, enerji piyasaları ve küresel deniz taşımacılığını devam eden siyasi temasların sonuçlarını beklemeye yöneltti.
Trump tehdidini yineledi
ABD Başkanı Donald Trump, bugün İran ile bir anlaşmaya varılamaması halinde saldırıları yeniden başlatma tehdidini yineledi. Trump, Fox News kanalına verdiği röportajda, ABD’nin İran’daki köprüleri ve elektrik santrallerini kısa sürede imha edebilecek kapasiteye sahip olduğunu belirtti. Ancak sivillerin zarar görmemesi için su arıtma tesislerini hedef almaktan kaçınmayı tercih ettiğini ifade etti.
Ayrıca Washington’un Tahran ile “iyi görüşmeler” yürüttüğünü vurguladı; ancak müzakerelerin sekteye uğraması halinde sürece sınırsız zaman tanımayacaklarını belirterek, askeri seçeneğin masada kalmaya devam edeceğini ifade etti.
Umman girişimi diplomasi trafiğini hızlandırdı
ABD’nin tehditleriyle paralel olarak Umman Sultanlığı’nın öncülük ettiği diplomatik bir girişim de öne çıktı. Reuters’ın bir Körfez kaynağına dayandırdığı habere göre Maskat, Hürmüz Boğazı’nın yönetimi için bölgesel ortak bir mekanizma kurulmasını öngören bir öneriyi Tahran’a sundu. Öneri, hiçbir tarafın boğaz üzerinde tek başına kontrol sahibi olmamasını sağlayacak şekilde, gönüllü katkılar ve ücretler yoluyla deniz ulaşımının güvenliğini garanti altına almayı amaçlıyor.
Ajans ayrıca, söz konusu önerinin bölgesel destek gördüğünü ve Malakka Boğazı’nın yönetimi deneyimine dayandığını bildirdi. Öneri kapsamında, deniz seyrüsefer güvenliği hizmetleri, çevrenin korunması ve arama-kurtarma operasyonlarının finansmanını sağlamak amacıyla bir fon kurulması öngörülüyor. Bu girişim, savaşın sona erdirilmesini engelleyen anlaşmazlıkların aşılmasına yönelik bir çaba olarak değerlendiriliyor.
Malakka Boğazı Modeli
Umman girişimi, deniz geçiş yollarının yönetiminde halihazırda uygulanan bir deneyime dayandığı için, Hürmüz Boğazı’nın yönetimine yönelik sunulan önerinin temelini oluşturan çerçeve olarak Malakka Boğazı modelinin önemi öne çıkıyor.
Bu bağlamda Birleşik Arap Emirlikleri’nde yayımlanan El Beyan gazetesi, Malakka Boğazı modelinin zorunlu ücretler getirmeye veya geçiş yolunu yöneten uluslararası bir otorite kurmaya dayanmadığını belirtti. Model; Endonezya, Malezya ve Singapur’dan oluşan üç kıyıdaş ülkenin, seyrüseferin düzenlenmesi, denizcilik rehberlik sistemlerinin bakımı ve kirlilikle mücadele konularında iş birliği yapmasına dayanıyor.
Bu sistem, yararlanan ülkeler ve denizcilik şirketlerinden gelen gönüllü mali katkılar yoluyla finanse edilirken, uluslararası deniz hukuku çerçevesinde geçiş özgürlüğünün korunmasını esas alıyor. Umman’ın Hürmüz Boğazı için geliştirdiği girişimin de bu modeli örnek aldığı ifade ediliyor.
İran’ın kayıpları artıyor
Buna karşılık İran, ABD-İsrail savaşının yol açtığı ekonomik kayıpların bir bölümünü açıkladı. Tahran, günlük yaklaşık 230 milyon metreküp doğal gaz üretim kapasitesinin kaybedildiğini duyururken, petrol tesisleri, altyapı, köprüler ve havalimanlarının da geniş çaplı hasara uğradığını bildirdi.
Yetkililer zarar gören tesislerin onarımı ve yeniden faaliyete geçirilmesi çalışmalarını sürdürürken, bu durum karşılaşmanın giderek artan ekonomik maliyetinin boyutunu ortaya koyuyor.
Petrol piyasalarının düşüşü
Piyasalar açısından ise, diplomatik sürecin başarılı olabileceğine yönelik beklentilerin artmasıyla petrol fiyatlarındaki düşüş devam etti. Brent petrolün varil fiyatı 86 doların altına gerilerken, ABD ham petrolü yaklaşık 81 dolar seviyesine indi. Fiyatlar, askeri saldırıların durmasının ardından önceki seansta sert bir düşüş kaydetmişti.
Reuters’ın aktardığı analistler, müzakerelerin sekteye uğraması ya da Hürmüz Boğazı veya Kızıldeniz’de gerilimin yeniden tırmanması durumunda petrol fiyatlarının yeniden yükselişe geçebileceği uyarısında bulundu.
Müzakereler yakından takip ediliyor
Washington’dan gelen tehdit dilinin sürmesi ile Umman Sultanlığı’nın bölgesel destekle yürüttüğü diplomatik girişimler arasında, Hürmüz Boğazı krizi önümüzdeki günlerde seyrini belirleyebilecek kritik bir aşamaya giriyor gibi görünüyor.
Umman girişiminin başarılı olması, deniz ulaşımının güvenliğini ve enerji piyasalarının istikrarını sağlayacak yeni düzenlemelerin önünü açabilir. Ancak müzakerelerin başarısız olması halinde gerilimin yeniden tırmanma ihtimali devam ediyor. Bu durum, mevcut sakinliği krizin sona ermesinden ziyade, daha fazla uzlaşı gerektiren siyasi bir fırsat dönemi hâline getiriyor.
R.H / M.Y