ABDile İranarasında varılan askeri operasyonları durdurma ve Hürmüz Boğazı’nı açma mutabakatına rağmen İsrail, anlaşmaya taraf olmadığını ve Lübnan’daki askeri operasyonlarını sürdüreceğini duyurdu.
Başkentler (SANA) – ABD ile İran arasında savaşın durdurulması ve HürmüzBoğazı‘nın yeniden uluslararası deniz trafiğine açılmasını öngören çerçeve anlaşmasının duyurulmasının ardından bölgede tansiyonun düşeceğine yönelik beklentiler artarken, İsrail anlaşmanın kendisini bağlamadığını belirterek Lübnan’daki askeri operasyonlarını sürdürme kararlılığını yineledi.
İsrailli yetkililer, aralarında Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir’in de bulunduğu isimlerle, ABD-İran anlaşmasının “İsrail’i hiçbir şekilde bağlamadığını” vurguladı. Yetkililer, Lübnan’daki Hizbullah milislerine yönelik askeri operasyonların sürdürülmesi ve İsrail güçlerinin Lübnan’nın Gününey kontrol ettiği bölgelerden çekilmemesi çağrısında bulundu.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da İran’ı uyararak, Lübnan’daki askeri kampanyasına karşılık olarak Tahran’ın İsrail’e saldırması halinde ülkesinin “tüm gücüyle” karşılık vereceğini söyledi.
Anlaşmanın içeriği ve 60 günlük müzakere süreci
Pakistan’ın arabuluculuğunda sağlandığı açıklanan anlaşma; taraflar arasında kapsamlı bir askeri operasyonların durdurulmasını, ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını kaldırmasını ve Hürmüz Boğazı’nın uluslararası deniz trafiğine yeniden açılmasını öngörüyor.
Ancak söz konusu maddeler henüz genel bir çerçeve niteliği taşıyor. Anlaşmanın ayrıntılarının, yaklaşık 60 gün sürmesi beklenen müzakerelerde netleştirilmesi planlanıyor. Görüşmelerde İran’ın nükleer programının geleceği ile denetim ve doğrulama mekanizmaları da ele alınacak.
ABD Başkanı Donald Trump, anlaşmanın “petrol akışının yeniden normal şekilde devam etmesini sağlayacağını” belirterek, gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan ayrılmaya başladığını söyledi. ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ise CNN’e yaptığı açıklamada, İran’ın anlaşma hükümlerine bağlılığını garanti altına almak amacıyla iki aşamalı bir doğrulama mekanizmasının öngörüldüğünü ifade etti.
Tahran ise nihai yükümlülüklerin, Washington’ın özellikle yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması konularındaki taahhütlerini yerine getirmesine bağlı olduğunu belirtiyor. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, Reuters’a yaptığı açıklamada, taraflar arasında “derin güvensizlik” ortamının devam ettiğini kaydetti.
Lübnan sahasındaki durum ve ilk sınav
Pakistan’ın yürüttüğü arabuluculuk kapsamında yapılan açıklamada, anlaşmanın Lübnan dahil tüm cephelerde operasyonların durdurulmasını kapsadığı belirtilse de bu maddenin uygulanması en hassas başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.
Hizbullah milisleri ile bağlantılı kaynaklar operasyonların durdurulduğunu açıklarken, İsrail Güney Lübnan’daki askeri varlığını sürdüreceğini duyurdu. Bu durum, Lübnan sahasını anlaşmanın kalıcı bir sükûnet sağlayıp sağlayamayacağını gösterecek ilk sınavlardan biri haline getiriyor.
Öte yandan Lübnan makamları, sınır köylerine geri dönmek isteyen yerinden edilmiş kişilere acele etmemeleri yönünde uyarıda bulundu. Yetkililer, aralıklı bombardımanların sürdüğünü ve operasyonların hızındaki düşüşün henüz istikrarlı bir görünüm sergilemediğini belirtti.
Hürmüz Boğazı ve ekonomik yansımalar
Ekonomik açıdan bakıldığında, anlaşmanın en önemli unsurlarından biri Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor. Dünya petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık beşte biri bu güzergâhtan geçiyor.
Boğazın kademeli olarak yeniden açılacağının duyurulmasının ardından küresel piyasalarda petrol fiyatları yaklaşık yüzde 4 ila 5 oranında geriledi. Bununla birlikte deniz taşımacılığı ve sigorta şirketleri, deniz mayınları ve netleşmeyen güvenlik tedbirlerine ilişkin endişeler nedeniyle temkinli tutumlarını koruyor. Bu nedenle deniz trafiğinin tamamen normale dönmesinin, haftalar sürebilecek teknik ve güvenlik düzenlemelerine bağlı olduğu belirtiliyor.
İran ise resmi kaynaklara dayandırılan haberlere göre, boğazdan geçen gemilere yönelik “seyrüsefer hizmetleri” kapsamında ücret uygulamayı planladığını açıkladı. Bu adım, anlaşmaya rağmen Tahran’ın stratejik su yolu üzerindeki egemenlik yaklaşımını sürdürdüğğine işaret ediyor.
Cenevre’de resmi imza bekleniyor
Washington ve Tahran’ın anlaşmayı 19 Haziran Cuma günü Cenevre’de resmen imzalamaya hazırlandığı bildirilirken, bölgedeki mevcut sakinleşme sürecinin kademeli olarak pekiştirilmeye çalışıldığı değerlendiriliyor.
Önümüzdeki haftalarda teknik ve siyasi ayrıntıların netleşmesi beklenirken, taraflar arasındaki görüş ayrılıklarına rağmen anlaşma, gerilimin azaltılmasına yönelik ilk adım ve bölgede daha kapsamlı düzenlemelerin önünü açabilecek bir gelişme olarak görülüyor.
Y.K / İ.K