ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan güçlerinin İran’ın askeri ve nükleer kapasitesini tamamen yok ettiğini ve Hürmüz Boğazı’nın ABD kontrolüne geçtiğini açıkladı. Trump, B-2 bombardıman uçaklarının İran’ın nükleer tesislerini hedef aldığını ve askeri altyapının büyük ölçüde imha edildiğini öne sürdü.
Washington (SANA) _ ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan güçlerinin İran’ın askeri ve nükleer kapasitesini tamamen etkisiz hale getirmeyi başardığını açıkladı. Trump ayrıca Hürmüz Boğazı’nın artık tamamen ABD kontrolü altında olduğunu vurguladı.
Trump, bugün Çarşamba günü sosyal medya platformu “Truth Social” üzerinden yaptığı paylaşımda, ABD’ye ait B-2 bombardıman uçaklarının gerçekleştirdiği askeri operasyonların İran’ın nükleer laboratuvarları ile bunlara bağlı depolama alanlarını yerle bir ettiğini belirtti.
İran donanmasının “denizin dibine gömüldüğünü” ifade eden Trump, ülkenin hava kuvvetleri, savunma sistemleri ve radarlarının tamamen imha edildiğini ileri sürdü. Ayrıca İranlı askeri liderliğin tasfiye edildiğini söyleyen Trump, ülkenin “ekonomik bir felaket” yaşadığını ve çöküşün eşiğinde olduğunu savundu.
ABD Başkanı, Hürmüz Boğazı’nın tamamen kuşatma altında olduğunu ve ABD’nin kontrolünde bulunduğunu yineleyerek, İran limanlarına gemi ulaşımının engellendiğini kaydetti. Bu önlemlerin İran’a günlük yaklaşık 500 milyon dolar zarar verdiğini ifade etti.
Öte yandan Trump, önceki ABD yönetimlerinin politikalarını eleştirerek, bu yönetimleri İran’ın nükleer programının büyümesine katkı sağlayan mali kolaylıklar sunmakla suçladı. Mevcut yaklaşımının sahadaki durumu köklü biçimde değiştirdiğini dile getirdi.
ABD Başkanı dün Salı günü yaptığı açıklamada ise İran ile ateşkesin, İran tarafının resmi bir teklif sunmasına ve devam eden müzakerelerin kabul ya da reddedilerek sonuçlanmasına kadar uzatıldığını duyurmuştu. Bu açıklama, yaklaşık iki hafta önce ilan edilen ateşkesin sona ermesine saatler kala yapılırken, savaşın enerji fiyatlarının artması, tedarik zincirlerinin zarar görmesi ve savunma maliyetlerinin yükselmesiyle birlikte küresel bir ekonomik krize dönüşme riski taşıdığı belirtiliyor.