WASHİNGTON (SANA) – Son saatlerde, Birleşik Devletler ve İran, bir uçağın İran topraklarında düşmesiyle ilgili olarak iki pilotun birini bulmak için yoğun bir yarış yürüttü. Bu olay, Orta Doğu’daki savaşın başlamasından bu yana türünün ilk örneği olarak, en karmaşık ve hassas askeri operasyonlardan birine yeniden dikkat çekti.
Bu bağlamda, BBC de dahil olmak üzere bazı medya raporları, Amerikan ordusunun bu tür operasyonlara en yüksek önemi verdiğini, özel senaryolar için elit birimlerin eğitildiğini ve genellikle herhangi bir acil duruma karşı çatışma bölgelerine önceden konuşlandırıldıklarını belirtiyor.
Savaş Arama ve Kurtarma operasyonları, düşürülmüş uçak pilotları gibi izole veya kaybolmuş kişileri bulmayı ve düşman ortamlarında onlara gerekli desteği sağlamayı amaçlayan askeri görevler olarak tanımlanmaktadır.
Geleneksel kurtarma operasyonlarının aksine, bu görevler doğrudan tehdit altında yürütülmekte ve genellikle havadan yakıt ikmali yapabilen helikopterler ile desteklenmekte, bölgenin güvenliğini sağlamak için de savaş uçakları veya keşif uçakları tarafından hava desteği sağlanmaktadır.
Eski bir Amerikan Paraşütle Kurtarma Birliği komutanı, CBS ağına yaptığı açıklamada, benzer şartlardaki bir kurtarma operasyonunun en az 24 personeli kapsayabileceğini, Black Hawk helikopterlerinin kullanılacağını ve gerekirse paraşütle atlamaya tamamen hazır olunduğunu söyledi.
Yere ulaşıldığında öncelik, kayıp pilotla iletişim kurmak ve ona ilk yardım sağlamak olup, ardından güvenli bir tahliye noktası oluşturmak için nakli gerçekleştirilir; mümkün olduğunca düşman güçleriyle doğrudan çatışmadan kaçınılır.
Son dönemde paylaşılan görüntüler, İran’ın Huzistan vilayeti üzerinde Amerikan askeri helikopterleri ve yakıt ikmal uçaklarının uçuşunu gösteriyor; o sırada bunun, nihayetinde pilotların kurtarılmasına yol açan yoğun saha hareketlerinin başladığının belirleyici bir göstergesi olarak değerlendirildiği kaydedildi.
Bu çerçevede, eski Amerikan Deniz Piyadeleri özel operasyon uzmanı Jonathan Hackett, BBC kanalına yaptığı açıklamada, kurtarma ekiplerinin “kişinin bilinen son konumundan başlayarak, karmaşık bir coğrafi ortamda olası hareket tahminlerine göre arama alanını genişlettiğini” belirtti.
Hackett ayrıca, “En yüksek öncelik, kişinin hâlâ hayatta olduğundan emin olmak ve ardından herhangi bir düşman unsuru kendisine ulaşmadan güvenliğini sağlamaktır” dedi.
İlkelden karmaşık sistemlere
Savaş kurtarma operasyonlarının kökleri, Birinci Dünya Savaşı’na kadar uzanır; o dönemde pilotlar, arkadaşlarını kurtarmak için spontan inişler gerçekleştiriyordu. 1943 yılında ise Burma’da ilk paraşütle kurtarma operasyonları gerçekleştirildi; askeri cerrahlar, yaralı askerleri yardım etmek için atladı.
Ertesi yıl, kurtarma operasyonlarında helikopterlerin ilk kullanımı kaydedildi; bir Amerikan pilotu, Japon hatlarının gerisinden dört askeri tahliye etmeyi başardı ve bu, dikkat çekici bir askeri ilkti.
Ancak asıl büyük dönüşüm, Vietnam Savaşı sırasında yaşandı; bu operasyonlar büyük ölçüde genişledi ve özellikle “Bat 21” görevi gibi zorlu operasyonlardan sonra, daha düzenli ve karmaşık bir nitelik kazandı. Söz konusu görev sırasında, düşman hatlarının gerisinde kalan bir pilotu kurtarma girişiminde Amerikan kayıpları yaşandı.
Seçkin Kuvvetler: Savaş ve İlk Yardım Becerileri
Amerikan Hava Kuvvetleri, bu görevleri, Paraşütlü Kurtarıcılar olarak bilinen ve Özel Operasyon Kuvvetleri’nin bir parçası olan özel birimler aracılığıyla yürütmektedir.
Bu personel, Amerikan ordusundaki en zorlu eğitimlerden birine tabi tutulur; yaklaşık iki yıl süren bu eğitim, paraşütle atlama, dalış, zorlu ortamda hayatta kalma, ileri düzey tıbbi eğitim ve karmaşık tahliye operasyonlarını kapsamaktadır.
Bu birimlerin personeli, savaş ve ilk yardım becerilerini bir araya getirir; bu da onları en tehlikeli saha koşullarıyla başa çıkabilecek hâle getirir. Birimlerin sloganı ise şudur: “Başkasının yaşaması için bu işleri yapıyoruz.”
Bu birimler, son yirmi yılda geniş çapta yayıldı ve binlerce tahliye ve kurtarma operasyonu gerçekleştirdi.
2005 yılında, kurtarma ekipleri, Afgan bir köyde saklanan ve yaralı olan bir Amerikan Özel Kuvvetleri askerini kurtarmada görev aldı; bu operasyon sırasında bir pusu sonucu bazı arkadaşları hayatını kaybetti. Söz konusu olay, daha sonra “Lone Survivor” filmiyle beyaz perdeye yansıtıldı.
Ayrıca, Amerikan kuvvetleri 1999 yılında Sırbistan üzerinde düşürülen bir F-117 pilotunu kurtarmayı başardı. 1995 yılında Bosna’da gerçekleştirilen pilot Scott O’Grady’nin kurtarılması operasyonu ise, Hava Kuvvetleri ile Deniz Piyadeleri arasındaki koordinasyonun çarpıcı bir örneğini oluşturdu; O’Grady, kurtarılmadan önce altı gün boyunca esir düşmekten kaçabildi.
Savaş kurtarma operasyonları, modern savaşların bir başka yönünü yansıtmaktadır; zira mücadele yalnızca doğrudan çatışmayla sınırlı kalmayıp, en zorlu koşullar altında hayat kurtarma yarışına dönüşmektedir. Bu, “hiçbir askeri ateş hattının gerisinde bırakmama” ilkesine dayanan bir askeri doktrinin pratik bir tezahürüdür.