ŞAM (SANA) – Suriye’nin kuzeydoğusunda yer alan Cezire bölgesi, ülkenin en zengin doğal kaynak havzalarından biri olarak, özellikle petrol ve doğal gaz rezervleriyle uzun yıllar ulusal ekonominin temel dayanaklarından birini oluşturdu. Bu kaynaklar, savaş öncesi dönemde devlet bütçesinin önemli bir bölümünü finanse eden stratejik bir gelir kalemiydi.
Bugün ise uzun yıllar süren savaşın altyapıyı, üretim kapasitesini ve ekonomik dengeleri ciddi biçimde tahrip etmesinin ardından, Cezire’nin enerji kaynakları Suriye için yalnızca bir ekonomik varlık değil, yeniden inşa ve toparlanma sürecinin vazgeçilmez bir aracı olarak görülüyor.
Haseke, Deyrizor ve Rakka vilayetlerini kapsayan Cezire bölgesi, devrik Esed rejiminin Suriye halkına karşı açtığı savaş öncesinde ülkenin petrol ve gaz üretiminin büyük bir kısmını barındırıyordu. Ancak son on yılda altyapının zarar görmesi, yatırımların durması ve teknik ile insan kaynağının aşınması nedeniyle bu potansiyelin büyük ölçüde atıl kaldığı görülüyor.
Geciktirilemez Bir Yatırım Alanı
Ekonomi çevrelerine göre Cezire’deki petrol ve gaz sektörüne yatırım artık ertelenebilir bir seçenek değil, mevcut koşulların dayattığı acil bir zorunluluk haline gelmiş durumda. Yıkıma uğrayan kentlerin yeniden inşası, sanayinin canlandırılması ve elektrik, su ile ulaşım gibi temel hizmetlerin iyileştirilmesi, sürdürülebilir mali kaynaklar gerektiriyor.

Bu çerçevede petrol ve gaz sahalarının rehabilitasyonu ve üretim kapasitesinin artırılması, hem yeniden inşa projelerine kaynak sağlayacak hem de Suriye’nin enerji ithalatına olan bağımlılığını azaltacak bir kaldıraç işlevi görebilir.
Altyapı ve Teknoloji Açığı
Cezire’deki petrol ve gaz tesisleri bugün ciddi bir teknolojik yıpranmışlıkla karşı karşıya. Savaşın yol açtığı hasarların yanı sıra, uzun süredir bakım ve modernizasyon yapılmaması üretim verimliliğini düşürmüş durumda.
Uzmanlara göre sektörün yeniden ayağa kaldırılması, sondaj teknolojilerinden taşıma hatlarına, işleme tesislerinden çevresel ve teknik güvenlik standartlarına kadar kapsamlı bir modernizasyonu zorunlu kılıyor. Depolama ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi de kayıpların azaltılması ve katma değerin artırılması açısından kritik önem taşıyor.
Üretimde Büyük Düşüş
Deyrizor’daki el-Ömer petrol sahasında düzenlenen basın toplantısında konuşan Suriye Petrol Şirketi Genel Müdürü Yusuf Kabalavi, savaş öncesinde Suriye’nin günlük petrol üretiminin 400 ila 500 bin varil seviyelerinde olduğunu, bugün ise düzensiz ve kontrolsüz işletme nedeniyle bu rakamın 100 bin varilin altına düştüğünü açıkladı.

Kabalavi, sahaların rehabilitasyonunun kademeli bir üretim artışı sağlayacağını ve orta vadede yeniden ihracat aşamasına geçilebileceğini ifade etti. El-Ömer sahasının Suriye’nin en büyük petrol sahalarından biri olduğunu belirten Kabalavi, daha önce sahayı işleten Shell şirketiyle mülkiyetin tamamen Suriye devletine devri konusunda çözüm arayışlarının sürdüğünü kaydetti.
Saha, silahlı grupların kontrolüne geçmeden önce günlük yaklaşık 50 bin varil üretim yaparken, bugün ilkel ve standart dışı yöntemler nedeniyle üretim 5 bin varil civarında seyrediyor. Kabalavi, hazırlanan plan doğrultusunda uluslararası standartlara uygun şekilde üretimin yeniden 40–50 bin varil bandına çıkarılmasının hedeflendiğini söyledi.
Ayrıca Kabalavi, aralarında Chevron ve ConocoPhillips’in de bulunduğu bazı Amerikan şirketlerinin Suriye’de petrol ve gaz yatırımlarına ilgi gösterdiğini açıkladı.
Uluslararası Şirketlerin Rolü
Sektörün teknik ve finansal karmaşıklığı göz önüne alındığında, uluslararası enerji şirketlerinin sürece dahil olması birçok uzman tarafından kaçınılmaz görülüyor. Bu şirketler, keşif, üretim ve rafinaj alanlarında ileri teknolojiye ve birikime sahip olmaları nedeniyle süreci hızlandırabilecek bir rol oynayabilir.
Yabancı şirketlerle kurulacak ortaklıklar, yalnızca üretimi artırmakla kalmayıp, bilgi ve teknoloji transferini de sağlayarak yatırımcı güvenini güçlendirebilir. Bu durum, petrokimya ve enerjiye bağlı yan sektörlerde de yeni yatırımların önünü açabilir.
Yerel İnsan Kaynağına Yatırım
Fiziksel altyapının yanı sıra, petrol ve gaz alanında nitelikli yerel insan kaynağının geliştirilmesi stratejik bir öncelik olarak öne çıkıyor. Üniversiteler ve teknik enstitülerle iş birliği içinde yürütülecek eğitim ve sertifikasyon programları, sektörde sürdürülebilir bir yönetim kapasitesi oluşturabilir.
Uzmanlar, insan kaynağına yapılacak yatırımın, uzun vadede yabancı uzmanlığa bağımlılığı azaltacağını ve sektörün kalıcı şekilde yeniden yapılandırılmasını sağlayacağını vurguluyor.
İstihdam ve İstikrar Potansiyeli
Petrol ve gaz sektörü, Cezire bölgesinde doğrudan ve dolaylı olarak önemli bir istihdam potansiyeli barındırıyor. Üretimin yanı sıra taşımacılık, bakım, mühendislik ve ticaret gibi alanlar da canlanarak yerel ekonomiyi hareketlendirebilir.
Bu süreç, özellikle genç nüfus için yeni iş olanakları yaratarak iç ve dış göçü azaltabilir, bölgesel istikrarın güçlenmesine katkı sağlayabilir.
Stratejik Bir Yol Ayrımı
Derin bir ekonomik kriz ortamında Cezire’nin petrol ve gaz kaynakları, Suriye için umutlar ve zorlukların kesiştiği stratejik bir eşikte duruyor. Şeffaf ve planlı yatırımlar, altyapının modernizasyonu, uluslararası ortaklıklar ve yerel kapasitenin güçlendirilmesi, bu doğal zenginliğin ülkenin yeniden inşası ve uzun vadeli istikrarı için kalıcı bir dayanak haline gelmesinin temel şartları olarak öne çıkıyor.
André Chatta

