El-Mrah, Kalamun… Türkmen köklü kimliğin Şam Gülü ve yaşayan Aramice ile nadir bir kültürel mozaikte buluştuğu yer
Şam Kırsalı (SANA)– Deniz seviyesinden 1500 metreden fazla bir yükseklikte, Şam’ın kuzeyinde Kalamun bölgesine özgü kayalık dağların arasında yer alan El-Mrah köyü, ziyaretçilerini önce Şam Gülü’nün kokusuyla karşılıyor, ardından daha az bilinen bir yüzünü ortaya çıkarıyor: Suriye’nin en çeşitli kültürel ve dilsel bölgelerinden birinde, kimliğini ve kültürel mirasını korumayı başarmış küçük bir köy.
Köy, aynı zamanda “Kaldın El-Mrah” olarak da biliniyor ve Şam Kırsalında Nebik bölgesi sınırları içinde, yüzyıllar boyunca başkenti kuzey Suriye şehirlerine bağlayan tarihi bir yol üzerinde yer alıyor. Osmanlı belgelerine göre, tarihçi Ahmed Rıfkı Altınay’ın “Anadolu’daki Türk Boyları” adlı eserinde aktardığı üzere, Türkmen gruplar bu bölgeye “Darbentçi” (yolları ve geçitleri koruyan) olarak yerleştirilmiş ve Şam-Humus arasındaki tarihi ticaret ve hac yollarının güvenliğini sağlamışlardır. Bazı Osmanlı kaynaklarına dayanan rivayetlerde, köyün eski adının “Kaldın” olduğu ve bunun, bölgede kalan veya yerleşenleri tanımlayan “Kaldın” kelimesiyle ilişkili olabileceği belirtilmektedir.
Benzer şekilde, Suriye tarihçisi Ahmed Vasıf Zekeriya, “Şam Boyları” adlı eserinde, Şam Kırsalında ve Kalamun bölgesinde Türkmen varlığına dair paralel bilgiler sunar. Bu araştırmalar, bu grupların dağlık alanlarda yerleştiğini, kervan yollarını koruma görevini üstlendiğini ve bazı toplulukların kültürel ve dilsel özelliklerini koruduklarını belgelemektedir.
Nüfusu bin kişiyi geçmeyen El-Mrah, Şam Gülü ile özdeşleşmiş olması sayesinde Suriye sınırlarını aşan bir ün kazanmıştır. Ancak köyün ünü yalnızca güllerle sınırlı değildir; El-Mrah, Kalamun’daki en köklü Türkmen yerleşimlerinden biri olarak, coğrafi çevresinden kültürel olarak farklılaşmasını sağlayan özgün bir kimliğe sahiptir.
Asırlara uzanan kökler
Şam tarihi araştırmacıları, Memlükler ve Osmanlılar döneminde Türkmen kabilelerinin Suriye’ye çeşitli dalgalar halinde yerleştiğini, özellikle ticaret yolları ve stratejik geçitler üzerinde yoğunlaştığını belirtmektedir.
Türk Tarihçi Faruk Sümer, “Oğuzlar (Türkmenler): Tarihleri, Kabile Örgütleri ve Destanları” adlı eserinde, Türkmen kabilelerinin Orta Asya’dan Anadolu’ya, oradan da Şam diyarına göçlerini izlemektedir. Bu, Suriye coğrafyacısı Münir Muşabek Musa’nın Kalamun çalışmalarıyla da örtüşmekte, “Kaldın” adının Türkçe “Kaldın” kelimesiyle, yani “yerleşenler/medenleşenler” anlamında ilişkili olabileceği hipotezini desteklemektedir. Araştırmalar, köy halkının nesiller boyunca bazı kültürel ve dilsel özelliklerini sürdürdüğünü de göstermektedir.
Güncel raporlar, ORSAM (Ortadoğu Stratejik Araştırmalar Merkezi) tarafından, El-Mrah’ı Kalamun’daki en belirgin Türkmen yerleşimlerinden biri olarak sınıflandırmakta ve köy halkının kimlik ve kültürel izlerini, sosyal dönüşümlere rağmen koruduğuna dikkat çekmektedir.
Zamanla bu toplulukların çoğu çevreyle kaynaşmış olsa da, bazı köyler kültürel özgünlüklerini korumayı başarmıştır; El-Mrah bunların en belirgin örneklerinden biridir. Arapça artık köyde ortak günlük dil olsa da, El-Mrah halkı Türkmen mirasını gelenekler, halk şarkıları ve kuşaktan kuşağa aktarılan kolektif hafıza aracılığıyla yaşatmaktadır. Kültürel miras uzmanları, El-Mrah’ı, farklı kökenlerden gelen toplulukların yüzyıllar boyunca ulusal ve kültürel bir çerçevede bir arada yaşayabildiği Suriye çeşitliliğinin bir örneği olarak görmektedir.
Kalamun… Dilsel ve kültürel mozaik
El-Mrah’ın özgünlüğünü anlamak için Kalamun bölgesine bakmak gerekir. Burası, Suriye’nin kültürel ve dilsel açıdan en zengin bölgelerinden biridir.
Bölgedeki Arap köylerinin yanı sıra, bazı kasabalar özgün kültürel ve dilsel özelliklerini korumuştur. Bunların en dikkat çekeni, günümüzde hâlâ Batı Aramicesi’nin konuşulduğu Malula’dır. Bu kasaba, tarihi bir dilin hâlen yaşayan son bölgelerinden biridir.
Aramice’nin bu özgün varlığı, El-Mrah ve diğer bazı Türkmen yerleşimlerinde gözlemlenen kültürel kimlik ile yan yana gelmektedir. Bu durum, binlerce yıl boyunca bölgeden geçen tarihi katmanları yansıtan bir tablo oluşturmaktadır. Bu çeşitliliğe rağmen, Arapça, Kalamun halkını birleştiren ortak payda olmuş ve yüzyıllar boyunca bölge kültürü ve günlük yaşamında iletişim aracını teşkil etmiştir.
Şam Gülü… Köyün ikinci kimliği
Türkmen kökenleri El-Mrah’a tarihî özgünlük kazandırırken, Şam Gülü köyün uluslararası çapta ün kazanmasını sağlamıştır.
İlkbaharın başlangıcında köy çevresindeki araziler, Şam Gülü’nün kokusuyla bezenmiş pembe bir örtüye dönüşür. Çiftçiler, güneş yükselmeden çiçekleri toplar; bu, yağların doğal özlerini koruyarak ürünün ekonomik değerini artırır.
Köyde yetiştirilen gül ürünleri, gül suyu, aromatik yağlar, reçel ve geleneksel kozmetik ile gıda ürünlerinin üretiminde kullanılmakta ve onlarca ailenin temel gelir kaynağını oluşturmaktadır.
Bu geleneksel tarım faaliyeti, UNESCO tarafından Şam Gülü’nün El-Mrah’da yetiştirilmesine ilişkin bilgi ve beceriler “Somut Olmayan Kültürel Miras” listesine dahil edilerek uluslararası düzeyde tescillenmiştir.

El-Mrah Belediye Başkanı Muhammed El-Hatip, SANA-Türk’e yaptığı açıklamada, köy halkının yaklaşık 200 yıldır atalarından devraldığı Şam Gülü yetiştiriciliğini hâlâ sürdürdüğünü belirtmiş ve bu faaliyetin sadece ekonomik bir uğraş değil, aynı zamanda köyün kültürel ve sosyal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olduğunu vurgulamıştır. Hatip, savaş yıllarına ve zorlu yaşam koşullarına rağmen köy ve çevre köylerin geleneksel tarım yöntemlerine bağlı kaldığını ve Şam Gülü üretimi ile ilgili bilgi ve deneyimlerini nesillere aktarmaya devam ettiklerini ifade etmiştir.
Dönüşümlere rağmen canlı bir hafıza
El-Mrah, diğer birçok bölge gibi savaşın olumsuz etkilerine maruz kalmış olsa da, köy halkı geleneksel tarım ve yerel kültürünü korumayı sürdürmüştür.
Köy sakinleri, gül yetiştiriciliği ve işleme tekniklerini yeni nesillere aktarmanın yanı sıra, bölgenin tarihini ve özgün kimliğini yansıtan sosyal ve kültürel mirası da muhafaza etmektedir.
İlkbaharda açan gül tarlaları, hâlâ yaşayan Türkmen hafızası ve dünyanın son yaşayan Aramice lehçelerinin çevresel varlığıyla birlikte, El-Mrah küçük alanına rağmen Suriye’nin yüzyıllar boyunca tanık olduğu kültürel çeşitliliğin bir özetini sunmakta ve yerel toplulukların kimliğini ve mirasını, yaşanan dönüşümlere rağmen koruyabilme kapasitesinin canlı bir örneğini teşkil etmektedir.
Hişam Şabani / Raghad Younes





